Son günlerde bir tuhaflık var memlekette,
siyaset desen çalkantı,
dostluk desen paramparça...
Adam diye önümüze çıkan kimi adamlar
bir koltuk uğruna
dün omuz omuza yürüdüğü arkadaşının
bugün kuyusunu kazıyor.
Sakarya’da, Adapazarı’nda
çoğaldı böyleleri.
Çoğaldı mı, yoksa
biz mi daha çok görür olduk
makamın yüzünü görünce değişenleri?
Dün “kardeşim” diyenler,
bugün birbirine pusu kuruyor.
Dün aynı sofrada ekmek bölüşenler,
bugün bir sandalye uğruna
birbirinin ayağının altından taş çekiyor.
Hey be makam sevdalıları!
Bir koltuk nedir ki
insanın dostluğundan büyük olsun?
Bir mühür nedir ki
vicdandan ağır gelsin?
Bir unvan nedir ki
insanın alnındaki aklılığı
karartsın?
Kendin adam olmadan
başkasını yola çağırmak
ne büyük çelişkidir!
Önce aynaya bakmalı insan,
kendi yüzündeki kiri görmeli.
Sonra çıkıp halka
“Ben size yol göstereceğim” demeli.
Yol mu göstereceksin?
Önce kendi ayak izlerine bak!
Kimleri çiğnedin geçerken?
Kimin elini bıraktın
bir makamın kapısı açılınca?
Kimin sırtından yükseldin?
Kimin ekmeğini bölüp
kimin sofrasını terk ettin?
Makam için dost satanlara
sözüm ağırdır bugün:
Lanet olsun
dostluğun üzerine koltuk koyanlara!
Lanet olsun
insanı basamak bilip
zirveye çıktığını sananlara!
Lanet olsun
dün kardeşim deyip
bugün kuyusunu kazanlara!
Çünkü makam geçer,
koltuk çürür,
isim unutulur.
Ama insanın yaptığı kalır.
Bir annenin duasında,
bir işçinin alın terinde,
bir esnafın sessiz bakışında,
bir çocuğun saf gözlerinde
kalır insanın hesabı.
Öyleyse yeter artık!
Bu şehir
kulislerin fısıltısından ibaret değil.
Bu şehir
makam odalarının kapısından da büyük.
Adapazarı’nın sokaklarında
halkın sabrı var,
emekçinin öfkesi var,
dürüst insanların sessizliği var.
Ve bilinsin:
Yeni bir kuruluş gerekiyorsa
önce insanın kendisinde kurulmalı!
Yeni bir yol gerekiyorsa
önce vicdandan geçmeli!
Yeni bir düzen gerekiyorsa
makamın değil,
ahlakın üzerine kurulmalı!
Çünkü insan
koltuğa oturunca büyümez;
adam gibi yaşayınca büyür.
Ve gün gelir,
makam uğruna dostunu satanlar
kendi kazdıkları kuyunun
sessizliğinde kalırlar.
O gün
ne koltuk kurtarır onları,
ne unvan,
ne alkış,
ne de makamın gölgesi...
Çünkü halkın hafızası uzun,
vicdanın hesabı ağırdır.
Benim öfkem
bir kişiye değil,
bir makama ulaşmak için
insanlığından vazgeçen zihniyetedir.
Ve sözüm nettir:
Adamlık makamla verilmez!
Adamlık, makam uğruna satılmaz!
Kayıt Tarihi : 22.08.2026 22:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!