Kınalı kuş güzel keklik dur hele,
Ötüp durma tüketme o nefesi…
Beklersin ki tuzaklara dost gele,
Gelen dostun biter zevki sefası…
Avcı seni maşa yapmış kendine,
Hani dosttuk hani candık,
Hani yiğit, mert insandık,
Seni dönek keklik soyu,
Sana kandık kökten yandık...
Güzelliklerin çıkar değirmeninde,
Un ufak olduğu bu devirde,
Duyarlı yüreğine vuruldum,
Sıyrıldım karanlıklardan,
Hoyrat fırtınalardan,
Hırçın dalgalardan,
Ey insan!
Ey en acayip yaratık!
Ey en anlaşılmaz mahlûkat!
Yüzünde onlarca maske,
Düşüyor yere,
İnince fiske…
Her gün can aldı bizden felek,
Dağlandı yürek,
Dağ oldu dertler,
Çaresiz kara bağlandı,
Yiğitlere ağlandı,
Erken gelen ölüm,
Kar yağıyordu lapa lapa,
Kar üstüne,
Ağaçlar üstüne,
Hayvanlar üstüne,
Kar taneleri bembeyazdı…
Kör bir bıçak gibi saplandın kaldın,
Çare olmaz ilaç kalbime benim…
Diyardan diyara dertlere saldın,
Çare olmaz ilaç kalbime benim…
Günüm gece oldu geceler kandan,
Doğan her gün bir gün çalar ömürden,
Dünya döner zaman akar tay gibi…
Gelme ey gün kara isen kömürden,
Yüküm ağır kalbim kırık fay gibi…
Nice tat var neden aşım zehirdir,
Gözlerine sen gönlümü taktın yâr,
Kaldım sende sallanırım çengelde…
Sevda oldun bu gönlüme aktın yâr,
Sen sivri uç ben kalemim pergelde…
Yudum yudum sevda sundum hasından,
Yeşil şirin can Kâhta’m…
Taşınla toprağınla,
Karakuş Tepesi,
Cendere Köprüsü,
Nemrut Dağınla,
Sen bir tarihsin…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!