Bin bir suratlılar çıktı meydana,
Beynim allak bulak kulak perişan…
Tuğla harç istiyor kara zindana,
Kendi mezarına koy diyor nişan…
Yalan şampiyonu sahte pehlivan,
Gecelerde hayalinle kol kola,
Boynum bükük karşılarım sabahı…
Bu sevdayı koyamadım bir yola,
Hangimizde ayrılığın günahı…
Mehtap sensiz tüm şavkını yitirmiş,
Sokak evim gece benim kürkümdür,
Zaman şimdi sensizliğin karası…
Parke taşı sesin yürek yükümdür,
Hasret azdı oldu gönül yarası…
Ağaç bulmuş kedi vermiş sırtını,
Esen yelden seni sordum dün gece,
Nakış nakış sevda dokur olmuşsun…
“Sevdam çınar” demişsin yâr bilgece,
Alkış alkış aşka okur bulmuşsun…
Türkü yakmış eller bizim isime,
Rütbe takmış olmuş insan teresi,
Şimdi kendi sanal âlem faresi,
Mısra – satır şiir - yazı kemirir,
Şair olmuş ilham verir neresi?
Yorum yazar fetva keser baş üstat,
Koğuşta ranza,
Senin evindir,
Şahsi odandır,
Sana özeldir…
Koltuğundur ranzan,
Mersin sarı sıcağı,
Kavuruyor koğuşta…
Ter basmış bedenleri,
Yine kuyruk var duşta…
Şu an Toros Dağlarında,
Dev aynası aldatma şu cüceyi,
Yıldızlarda gezdiriyor benini…
Rakip almış yücelerden yüceyi,
Çok şişirdin boyu ile enini…
Sek sek çağda bir prenses havası,
Üçayaklı ak sandalye,
Kimler kırdı ayağını…
Düştüm düştü kara künye,
Yedim zemin dayağını…
Tam sırt üstü düştüm yere,
Saf bir kızdı,
Aşk içti sızdı,
Uyanınca uykudan,
Çok yalnızdı…
Arıyordu hala,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!