Yaş elli beş kul olmadın sen kula,
Dik dur Mahmut taviz verme özünden!
Koy canını hak bildiğin tek yola,
Hep dürüst kal dönme bir kez sözünden…
Dünya malı dost etmesin yabana,
Günaydın demir ranza ezik kirli şilte,
Yer yatağı battaniye yastık günaydın,
Soğuk su duşu tuvalet kuyruğu,
Yetkisizin temizlik buyruğu günaydın…
Parmaklıklardan gülümseyen gökyüzü,
Geçti gurbet elde bir bayram daha,
Gönlüm yine içti acı şerbeti…
Ayrılık hicrandır efkârdır saha,
Zalimler han etti bize gurbeti…
Gözlerim kapıda asılı her dem,
Garip gönül çeker gurbet kahrını,
Bekle ecel bir göreyim sılamı…
Gözyaşlarım geçti Fırat nehrini,
Bekle ecel bir göreyim sılamı…
Merhem olur derde sıla havası,
Bala kattı şeker etti yalanı,
Tokat vurdu büyük kaptı talanı,
Şimdi bir bey attı sırtta palanı,
Arsız benden saygı bekler bak hele…
Karanlığa tutkun zavallı kullar,
Pırıl pırıl doğan güneşi görmez…
Mirası dağ olan havalı dullar,
Bir ekmeğe muhtaç kardeşi görmez…
El pençe durmayı iş edinen zat,
Baba yine düştüm dara,
Dert sırtımda Nemrut Dağı…
Can dayanmaz böyle nara,
Erir her gün ciğer yağı…
Ömür çile dolu masal,
Aslı giz,
Egemen kimlik borazanı,
Karışıktır türlüdür dokusu,
Burnundan sarhoş etmiş sazanı,
Merkebin pastırma kokusu…
Sabah sabah Ayşe Şan'a konuğum,
Sesinde yorgunluğum,
Sesinde gam kederim…
Yıldızlar altında şirin şeker Kâhta’m,
Toprak dam üstünde tahta köşk,
Devran senin hey yoz paşa,
Vur vurgunu sür saltanat…
Sürü ile hazır maşa,
Elin uzun kollar kanat…
Keskin kılıç sivri dilin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!