Mersin sarı sıcağı,
Kavuruyor koğuşta…
Ter basmış bedenleri,
Yine kuyruk var duşta…
Şu an Toros Dağlarında,
Koğuşta ranza,
Senin evindir,
Şahsi odandır,
Sana özeldir…
Koltuğundur ranzan,
Saf bir kızdı,
Aşk içti sızdı,
Uyanınca uykudan,
Çok yalnızdı…
Arıyordu hala,
Gitmiş ele olmuş dadı,
Çocukları yâd elinde,
Kotla badi giymiş cadı,
Şalvar kalmış çit telinde…
Özenti dağ cahil yozda,
Tescilli Pavlov’un köpeği,
Güneşe körsün,
Bilime sağır…
Kuş beyninle,
Gerçeğe kafa yormak,
Havanda su dövmektir…
Bu şehirde evim barkım kaldırım,
Başım önde aklım sende gezerim…
Kör nehirde sızlar ayak baldırım,
Yaşım tende dert selinde yüzerim…
Bir kez olsun o perdeyi arala,
Doğduğum gün paktım kardan,
Bütün dertler daha sonra…
Kurtulmadım ahu zardan,
Bütün dertler daha sonra…
Benim Dünya’m şu kadardı,
İçi boş söz dilde bir def,
Usta işi her palavra…
Çürük kof öz yüzey sedef,
Pasta dişi er palavra…
Tam yakamoz gözü kaşı,
Mangaldaki küle yazık,
O kemiksiz dile yazık,
Bu saf temiz ele yazık,
Bu ne “GAZIK” canım canlar…
Acılar yüklenmiş talihsiz şair,
Dikenli yollarda yalın ayaksın…
Daha çok şey öğren hayata dair,
Altmış bir yaşında safsın çaylaksın…
Kahpe tuzaklarda dilsiz narasın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!