Kurban canım gözlerinin nemine,
Sen süzülme bana gelsin dert - gamın…
Bu sol yanım düştü sevda demine,
Yâr üzülme göz bebeğim endamın…
Mahzun halin taş yağdırır düzüme,
Sen nehir ol gece gündüz coş güzel,
Al bağrına götür beni sevdaya...
Yık bentleri mutluluğa koş güzel,
Manolyam ol umut ver can fedaya...
Pınarım ol kana kana içerim,
Lokmamızda sülük,
Başımızda leş kargası…
Yaşar yaşamaz olduk,
Gül ararken yakamıza,
Bedenimizi çalıda bulduk…
Çakala mı kaldı yiğitlik dersi?
Tükürsen yüzüne güler der “mersi”.
Asalak, solucan, sülük, kene, bit,
Haydi git başımdan insan teresi…
Yürü bre kapı önü eniği,
Şahına da karşı koydu bu yürek...
Bu gözlerde arama sen paniği,
Çek git uşak başka suda çek kürek...
Kes sesini kemik yala yağlıdır,
Ne camidir ne kilise ne havra,
Bu mekânda zengin menü palavra,
Bunlar yüktür işe yarar kadavra,
Bıkmaz besler bu güzel halk oburu…
Garip gönül çeker gurbet kahrını,
Bekle ecel bir göreyim sılamı…
Gözyaşlarım geçti Fırat nehrini,
Bekle ecel bir göreyim sılamı…
Merhem olur derde sıla havası,
Mezarına gelemedim bu bayram,
Mekân gurbet hasret canda ok gibi…
Katran bahtı delemedim hep dram,
Bana kısmet koca handa yok gibi…
Baba devran haramiler devranı,
Bala kattı şeker etti yalanı,
Tokat vurdu büyük kaptı talanı,
Şimdi bir bey attı sırtta palanı,
Arsız benden saygı bekler bak hele…
Karanlığa tutkun zavallı kullar,
Pırıl pırıl doğan güneşi görmez…
Mirası dağ olan havalı dullar,
Bir ekmeğe muhtaç kardeşi görmez…
El pençe durmayı iş edinen zat,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!