Al gönlüne yar gönlümü içeri,
Güller açsın sevdamızın dalında…
Sal dertlere biçsin aşkın biçeri,
Diller saçsın mutluluğu falında…
Ak döşünde nefes alıp vereyim,
Bir harf için bile,
Koca halife gelmiş dile…
Kırk yıl köle olurum demiş,
Kırk yıl köle…
Ne haldesin kutsal mesleğim,
Ne oldu sana böyle…
Emek aldı övgü takdir başarı,
Yirmi puan farkı yedi amir bey…
Sınıf verdi seçme tembel haşarı,
Diş gösterdi sinsi kedi amir bey…
İnsanüstü azim göster budur şart,
İtiraf ettim suçlarımı,
Haydi, asın beni!
Haydi, kesin beni!
Kuş uçmaz, kervan geçmez,
Diyarlara sürün beni!
Yıl 1995,
Kaçtı dayısı olan öğretmenler Lice’den…
Tayin istedim Mersin’e,
Çıkmadı ne yapayım.
Bir “DAYI” da bulamadım kendime,
Kalakaldım çaresiz…
Saat sabahın dördü,
Mışıl mışıl uykuda ülkemde insanlarım…
Kimi renkli rüyalarda,
Kâbuslarda kimileri…
Masamın başındayım hala,
Sorguluyorum acımasızca kendimi,
Sorguluyorum ben beni,
Yüreğimi, beynimi…
Yıl 1992,
Atanmışım baraka bir İlkokula…
Müdürümün kahkahası,
İğnesi takılmış plakta imam salası,
Var git cellât git başımdan,
Utan yirmi bir yaşımdan,
Gök gözümden yay kaşımdan,
Ne istersin cellât benden...
Babam aldı dönüş sözü,
Genç Behçet Cantürk’e Sevgilerimle
Gittim buza kesmiş Diyarbakır,
Kaldırımlar sokaklar camdan buz,
Ağaç dallarında salkım salkım kar,
Cümle hayvanlar kaçmış jilet gibi ayazdan,
Lüks lokantalarında şehrin,
Rakılar dolar, boşalır her akşam…
Şarkılar söylenir bir ağızdan,
Dağlarına memleketimin…
Kurtarılır vatan,
Düzen değişir masada…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!