Kafandaki karakolu,
Kır ne olur! Kır ne olur!
Kibirli ben zaten ölü,
Gör ne olur! Gör ne olur!
Korku tutsak eder zulme,
Bilet senden dert giriyor gişeden,
Öğren dedim öğrenmedin yol yordam…
Cin diyerek kendin çıktın şişeden,
Olamadın adam gibi bir adam…
Tüccar oldun arsa sattın cennetten,
Cağaloğlu her gün yokuş,
Kanat kırık bir göçmen kuş,
Haftalıklar sarı zarfta,
Yüz yirmi beş hayat kuruş…
Köprübaşı ekmek balık,
Bulmuş yağlı kemiği,
Yalayıp durur…
Kanlanmış bedeni,
Azar kudurur…
Koparmış ipini,
Beğenmez tipini,
“HAMİT EVCİ’YE SAYGILARIMLA
O bir halk bilgesiydi,
O sağduyunun sesiydi…
O bir rehber, bir önderdi,
Gurbet kıymış canla nikâh,
Garip gönül her gün yasta…
Sohbet sıla mazi dergâh,
Derdi içer büyük tasta…
Satır mısra anar dünü,
Bu iştahın bela olur başına,
Kaçar kuşlar konan olmaz dalına…
Aldanırsın yüzüklerin taşına,
Sinek bile gelmez olur balına…
Hovardaca gider gençlik Cevriye,
Gözlerimde damla damla yaş olsan,
Unutamam sen en büyük hazımsın…
Ak bağrımda koca kara taş olsan,
Unutamam benim alın yazımsın…
Ellerimde bağ bağ kendir tel olsan,
Kabuk tutmuş sevdamızı kaşırsın,
Unut beni yıllar geçti aradan…
Bin ok atmış bir gönlü sen taşırsın,
İflah olmam tuzladığın yaradan…
Usandırdın sonu gelmez şartlardan,
Gel bin artık teknesine umudun,
Kucak açmış insanlığın limanı…
Aç göz alır büyüğünü armudun,
Hava ağır gör bu tozu dumanı…
Dünden çökmüş doğan güne hacizler,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!