Çapsızın çapı,
Aşındırır bin bir kapı,
Umudu köşe dönmek,
Olmak bir balta sapı…
Çapsızın kiri,
Ne evim var ne bir yerim,
Çaresizim oy çaresiz…
Kemiğe yapıştı derim,
Çaresizim oy çaresiz…
Koca kentte bir garibim,
Tuvalet boşluğu,
Yoğurt kovası leğen,
Ellerim çamaşır makinesi,
Su buz gibi soğuk,
Ödünç deterjan Ahmet’ten,
Göndermiş Tamer kardeşle,
Üst üste gömülen kitaplardan,
Okuryazar oldu toprak,
Kültürlendi börtü böcek,
Gece gündüz,
Okur yazı şiir,
Ne yazılmışsa insanlığa dair…
Dalgıç ol dal gözlerime,
Yâr ol su sal közlerime,
Umut bal çal sözlerime,
Dinsin artık acım benim…
Ömür hazan günler sefil,
Cüzdanda aşk hava atar kasılır,
Uzun sürmez terk panoya asılır,
Ayrılıklar haber olur basılır,
Yürekte aşk Leyla olur taç olur…
Sabah sabah indim Kâhta’m düzüne,
Yudum yudum mis havanı soludum…
Yüzüm sürdüm toprağının yüzüne,
Yudum yudum mis havanı soludum…
Mezarlığın benim kutsal durağım,
Bir sabah,
Evlat bağırdı:
“Babam öldü! ”
“Babam öldü! ”
Toplananların yüzünde kuşku,
Toplananların yüzünde korku!
Tutsak gönlüm gözlerinin tutsağı,
Ardın sıra diyar diyar gezdirme…
Bu sevdadır dinler mi hiç yasağı?
Bir canım var beni ondan bezdirme…
Daldan düşen yaprak solar sararır,
Sen katran karası hüznüm feryadım,
Yüzümde patlayan zalim tokadım,
Tükenmiş umudum bitmiş takadım,
İstanbul sen bana dertsin hüsransın…
Galata köprüsü ekmek balıksın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!