Sen katran karası hüznüm feryadım,
Yüzümde patlayan zalim tokadım,
Tükenmiş umudum bitmiş takadım,
İstanbul sen bana dertsin hüsransın…
Galata köprüsü ekmek balıksın,
“Gerçek Dostum Abdurrahman Karabiber’e Sevgilerimle”
Ey hayat!
Gelme üstüme üstüme,
Artık basma damarıma,
Kirli keskin tırnakların etimde,
Sevdam bir ok sensin benim menzilim,
Senden önce aşk bağında laldım ben…
Sevda hariç ben her şeyden azilim,
Âşık diye sana miras kaldım ben...
Bu alnıma senin adın yazılmış,
Çıkarlarınız aynı sepette,
El ele verdiniz bu gün,
Ballı sofra serdiniz kendinize,
Birleştiniz aynı hedefte,
Tek ses çıkıyor onlarca defte,
Anlıyorum sizi beyler…
O durgun,
O sessiz,
Masmavi Akdeniz,
Bu akşamüstü,
İlişkileri kokuşmuş bu kentte,
Bilmem ki neden,
Anne nerden aldın sen bu gelini?
Sıcaktan soğuğa vurmaz elini…
Sanki oklava var eğmez belini,
Getirdiğin yere götür geri ver…
Kanaldan kanala zıplar bir gözü,
Keleş oğlan müdür olmuş,
Has deriden koltuğu var…
Müdür değil çamur olmuş,
Has deriden koltuğu var…
Çok saldırgan belki kuduz,
Sabahın seherinde,
Bir yel eser Nemrut’tan.
Gelir deli deli…
Kızmış Kommagene Tanrıları,
Biri diğerinden öfkeli…
Secdeye durmuş güneş,
Kuş beyninden küçük beynin,
Yaş kırk daha boncuk beynin,
Dostluk bilmez uçuk beynin,
Havan batsın keklik soyu…
Sana doğar en güzel nazlı Güneş,
Kâhta'm niye hala karanlıktasın,
Bahara erdi nice ilçe,
Bereket fışkırır bağ bahçe,
Sen hala Aralık'tasın...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!