Hasret yavrum kör bir bıçak,
Saplanıyor şu gönlüme…
Gel sar kolun sıcak sıcak,
Sensiz bükük şu gönlüme…
Memocan’sın, Memocan’sın,
Yaşlar dökmüş kara gözler,
Nedir derdin komşu kızı…
Yaşlı gözler kimi gözler,
Söyle derdin komşu kızı…
Bakma öyle durgun durgun,
Hayranım ilçeme dağıma düzüme,
Selamlar Büyükbağ’da, Aşûrge’de bal gibi üzüme…
Sevgiler Tixarîs’te erkeğe kadına gence çocuğa,
Merhabalar usta işi pelit pestil sucuğa…
Dokunduğum tuş,
Balkona konan kuş,
Ey hayat bize yokuş,
Günaydın ben uyandım…
Otuz yıllık eşim,
Ne bir dost var ne akraba,
Ne bir selam ne merhaba,
Döndüm çölde ki Arap’a,
Yandım anam gurbet elde…
Küçücük bir odadayım,
Bu gün Perşembe,
Bizim koğuşun görüş günü,
Geldi sevgili eşim,
Kızım oğlum iki güneşim…
İki gözü iki çeşme,
Seni sevdim nikâhladın kederi,
Ağıt ektin seven gönlün diline…
Hazan oldun gülmez ettin kaderi,
Sevda derken düştüm çile yeline…
Gönül verdim senin gibi baykuşa,
Çekene sor yarasını gönülün,
Yaşı döker saza hüzün çaldırır…
Dikene kor narasını al gülün,
Kaşı çatar köze özün daldırır…
Yastığında bin bir çeşit arılar,
Topallayarak gün,
Akşama vardı zar zor,
Garip sürgüne mekân,
Demir kapılı dört duvardı…
Efkâr geldi sarıldı,
Kör olmuş sis deniz dilsiz ben garip,
Yürek dili gece gündüz hasrette…
Gökte kapris yok bir yıldız gel tabip,
Sevda yeli hançer olmuş gurbette…
Kül renginde giysi giymiş bulutlar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!