Çapsızın çapı,
Aşındırır bin bir kapı,
Umudu köşe dönmek,
Olmak bir balta sapı…
Çapsızın kiri,
Ne evim var ne bir yerim,
Çaresizim oy çaresiz…
Kemiğe yapıştı derim,
Çaresizim oy çaresiz…
Koca kentte bir garibim,
Yarama dermanı yâr gelsin çalsın,
Yorulma doktorum kâr etmez neşter…
Usandıysa benden canımı alsın,
Uzak düşmek yardan ölümden beter…
İlhamını alır canandan canım,
Ne köy kaldı ne de şehir,
Ekmek aşlar oldu zehir,
Gözyaşları sanki nehir,
Çek elini sen Irak’tan…
Her ülkede sensin pürüz,
Biri düğün yapar oynar,
Biri ölür suyu kaynar,
Biri güler biri yanar,
Ne sahnesin yalan Dünya…
Biri ekmek diye ağlar,
Tuvalet boşluğu,
Yoğurt kovası leğen,
Ellerim çamaşır makinesi,
Su buz gibi soğuk,
Ödünç deterjan Ahmet’ten,
Göndermiş Tamer kardeşle,
Bir sabah,
Evlat bağırdı:
“Babam öldü! ”
“Babam öldü! ”
Toplananların yüzünde kuşku,
Toplananların yüzünde korku!
Sen katran karası hüznüm feryadım,
Yüzümde patlayan zalim tokadım,
Tükenmiş umudum bitmiş takadım,
İstanbul sen bana dertsin hüsransın…
Galata köprüsü ekmek balıksın,
Tutsak gönlüm gözlerinin tutsağı,
Ardın sıra diyar diyar gezdirme…
Bu sevdadır dinler mi hiç yasağı?
Bir canım var beni ondan bezdirme…
Daldan düşen yaprak solar sararır,
Para pulla varlığınla ağırsan,
Mazlum görmez feryat duymaz sağırsan,
İsa Musa Muhammedi çağırsan,
Kitabımda beş para da etmezsin…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!