Kâhta büyük bir köy gibi,
Yok mu bu kentin sahibi?
Söyle Kâhta’m, söyle canım,
Kim taşıyor bu ayıbı?
On aylığım senin günlük masrafın,
Perişandır hali küçük esnafın,
İşsiz gençle doldu taştı etrafın,
Tek sahibi sen değilsin bu yurdun…
Uyku gelir bekler durur eşikte,
Aylar geçti gelir girmez gözüme…
Sevdam ağlar ninni dinler beşikte,
Bir nâr sevdim kulak vermez sözüme…
Fayda etmez ıhlamuru nanesi,
Ben çocuktum sen de gençtin,
Sağır dilsiz ama güleçtin…
Can sıkıntımıza efkârımıza,
Reçetesiz ilaçtın…
Gelirdin demirciler çarşısına,
Yüreği karartan hüznün,
Dekorasyonunu yapan mimarsın…
Gözlerde çiseleyen yağmurun,
Yanakta raporunu yazansın…
Damlanın ızdırabına,
Karadeniz gibi hırçın,
Ben Gülizar muhtarın has gelini,
Bıktım gayrı ben bu köyde duramam…
Kurban olam uzat bize elini,
Tezek için onu bunu karamam…
Öğretmenim kızım derdin Gülona,
Hüzün dağı sevda yeli mahsulü,
Gönül kuşu nağme yapmış feryadı…
Sevda bağı sensizliğin yoksulu,
Çığ altında aşkımızın yok adı…
Katran renkli prangalı geceler,
Yeşillendi dört bir yanı,
Dağı taşı can Kâhta’mın…
Büyülüyor dost insanı,
Pınarbaşı can Kâhta’mın…
Kuzu meler anasına,
Mersin Pozcu Gazi Mahallesi,
Yine solgun,
Boynu bükük,
Hüzün yüklü gönlümün lalesi,
İçime akar durur,
Gözlerim Tarsus şelalesi…
Saat başı yedir kaymak bademi,
Bir verme dur vampir olur kanına…
Kırk yıl taşı sen omzunda âdemi,
Bir gün indir düşman olur canına…
Veren el ol takar saygı pozunu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!