Sabah sabah Kâhta’m düştü usuma,
Damladı gözyaşım ayran tasıma,
Selam olsun eşe dosta hısıma,
Canım Kâhta’m gönlüm sana sevdalı…
Kâhtalıyım Kâhtalı,
Kâhta’nın etrafı yeşil bahçeler,
Kurbanın olayım neden ağlarsın…
Ağaç dallarında oynar serçeler,
Feryat figan ile yürek dağlarsın…
Kolların koynunda boynun bükülmüş,
Övdüğüm doğduğum şirin Kâhta’dır,
Kalbi mermer zalim bilmez sevdayı…
Son veda teneşir denen tahtadır,
Mal çökmüş gözüne görmez vedayı…
Mevsimlik işçiler insanım benim,
Al gönlümü koy masana çerez yap,
Çilem sana keyif veren rakıdır…
Sal sevgiyi her deveden garez kap,
Elem cana senden gelen yakıdır…
Zehrini kus her aldığım nefese,
Selam verdim borçlu çıktım.
Asalaklar sizden bıktım.
Geldi artık boğazıma,
Köprüleri kökten yıktım…
Gece gündüz beraberdik her yerde,
Kenan geldi Evren size dar oldu…
Can ciğerdik birdik gamda kederde,
Nice dostluk güneş vuran kar oldu…
Zulüm ezdi beden döndü hoşafa,
Bir terzi Ayhan vardı,
Kâhta’da yaşardı…
Gündüz terzi dükkânında,
İğneyle kuyu kazardı…
Geceleri sinemada,
Ekmek peşinde koşardı…
Bu coğrafyada,
Sokak cadde meydanları,
Tıka basa doldurmuş,
Eğitimsiz görgüsüz edepsiz,
Dizginsiz azgın atlar,
Pamuk ipliğine bağlı,
Kâhta cennet Kâhta Dünya gülüdür,
Buram buram kokar seher yelinde…
Gurbet ateş hasret onun külüdür,
Türkü olur bağlamanın telinde…
Bahar yazda çiçek dolar ovası,
Ey gönül!
Cahil ile etme muhabbet…
Sözün bilmez,
Üzer seni…
Ey gönül!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!