Titreme yuvasız serçe gibi,
Ahraz gecenin ayazında…
Gel ısın, gir ısın,
Yüreğimin alazında…
Gönül rahatlığıyla güzelim,
Yüreğime dal,
Sultanım ol canım ol,
Kurbanım gönül hırsızına,
Çal hepsini çal…
Hava sıcak tam dem,
Yükseliyor hızla nem,
Boğuldu boğulacak,
Koğuşta onlarca âdem…
Havanın gözlerinde kem,
Ey Kobanê’nin yiğit kızı,
Özgürlüğün şanlı onurlu yıldızı,
Güneşi içtin yudum yudum,
Sen savaşırken toprağın uğruna,
Sanma ki ben taş oldum uyudum…
Sevinç kuşku sancı sürer dokuz ay,
Anne melek gönüllüdür zahmete…
Evlat dünya kendi olur dolunay,
Ölene dek devam eder himmete…
Candır evlat kurban eder uykuyu,
Ankara bir âlem,
Oyun içinde oyun var,
Vurgun var,
Soygun var,
Raks var…
Ankara’da bakan çok,
Bakar görmez gel de çöz…
Bankalara takan çok,
Akar gider yelde toz…
Bize zırnık alır bol,
Vardığım yer büyük başlar adresi,
Kürsüdeydi kirli âlem teresi,
Birbirinden habersiz dört metresi,
Yaşa var ol diye alkış tutuyordu…
On aylığım senin günlük masrafın,
Perişandır hali küçük esnafın,
İşsiz gençle doldu taştı etrafın,
Tek sahibi sen değilsin bu yurdun…
Kâhta büyük bir köy gibi,
Yok mu bu kentin sahibi?
Söyle Kâhta’m, söyle canım,
Kim taşıyor bu ayıbı?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!