Benim şu Dünya’da çektiğim çile,
Dağ - taş çekse idi gelirdi dile,
Döndü gözyaşlarım çağlayan sele,
Gönlüm yaralı kuş beden kafeste…
Anlıma basılmış çilekeş mührü,
Hani benim mavi mavi düşlerim,
Düşlerimi yeni baştan deri ver…
Pembe pembe umut yüklü kuşlarım,
Kuşlarıma sevda ipi geri ver…
Çocuk çocuk sana kanan özümü,
Canım senin aklar giymiş güvercin,
İki gönül gökte çeksin halayı…
Biz gülüyüz bu sevdalı sürecin,
Tüm yıldızlar olsun düğün alayı…
Aşka mühür sevda yazan edandır,
Çocuk yaşta sevdalandım güneşe,
Adım başı döşemişler mayını…
Attı zalim yüreğimi ateşe,
Böyle yakmaz meşe ile kayını…
Göbeğine çekti beni serüven,
Bu karlı gecede odamda sensiz,
Nasıl tüter duman gel gönlüme sor…
Deli deli esen rüzgâr dümensiz,
Nasıl biter zaman gel gönlüme sor,
Sigaramda tüten hasret dumanı,
Kibirlenme gelir ecel sırası,
Malın mülkün bir kefenlik bez olur...
Söner o gün yüreğinin çırası,
Un şeker çok inan helvan tez olur...
Kaf dağını geçmiş burnun havası,
Afiş olur ton ton ağaç,
Kel kel olur dağ - taş, yamaç,
Her yer bak çöl her yer kıraç,
Tek bir fidan dikmez aday…
Senin harcın her talan,
Çal eleman eleman…
İşin gücün hep yalan,
Çal eleman eleman…
Azmış insan nankörü,
Güzel kokar ilim yüklü mürekkep,
Tak başına bilgi görgü dolu kep,
Huy değişmez adam olmaz inan dost,
Altın semer kuşansa da bir merkep…
'BALYOZCUDAN DÖRTLÜKLER' KİTABINDAN
Sefa geldin sen haneme tabibim,
Çok uzaktan seçtim hilal kaşından…
Körük gibi çarpar kalbim garibim,
Seni gördü aklı gitti başından…
Ahraz dilim türkü söyler bülbüle,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!