Mektup-2
Uyanınca Almanya rüyam bitti
Ne güzel öptüm hasretliğim gitti
Oğlum bu ayrılık canıma yetti
Vatanın cennet dön be Hasan
Giysin sadedir yakışmış bence
Bülbülün arzusu kırmızı gülde
Herkesin yıldızı doğduğu günde
Yıldızın sönükmüş senin güzelim
Her renk urba giyer sever beyazı
Dünyanın dört bir yanında yatırımları, yatları katları olan zengin bir adam, şehrin ileri gelenleri arasında itibarlı biriydi. Taahhüdünde devam eden işlerin, paye kapmış zevatları aydan aya gelir bilgi sızdırarak işin akışını teminde kolaylıklar sağlayacaklarını vaat ederler, elden cebe hediyelerini alır, emellerine nail olduktan sonra arzı endam ederek boş gelip dolu giderlerdi. Şirketlerinde çalışanlarda bol keseden maaşlarını aldıkları gibi cabadan ayrıca yılda iki kez maaşları kadar pirim adı altında ikramiye alıyorlardı. Etrafında fır dönenler bu saltanatın gidişatından keyif alıyor memnunluk duyuyorlardı.
İş görüşmeleri için yurt dışı seyahatleri hiç eksik olmuyor sık, sık mahiyetindeki elemanlarıyla gidip geliyordu. Yine böyle bir yurt dışı iş toplantısında, bu kadar yoğun çalışma ve strese kalbi dayanamadı, kendini kötü hissettiğini söyleyerek en yakın sağlık merkezine, oradan da tam teşekküllü özel bir hastaneye kaldırıldı. Gerekli tetkikler sonucunda doktorları anjiyo olması gerekli dediler. Anjiyo sonuç vermediği için ameliyat olmasına karar verdiler. Bypass ameliyatı başarıyla yapıldı, yoğun bakımdan çıktıktan sonra bir kaç gün hastanede yattıktan sonra taburcu edildi.
Yakın dost ve iş arkadaşları, hasta ziyaretini bahane ederek yurt dışını görme arzusuyla yanıp tutuşuyorlardı. Adamın şirketlerinden birisini aracı kılarak uçak biletlerini aldırdılar, en güzel kıyafetlerini giyindiler hayatında hiç uçağa binmeyenler uçağa binip güle oynaya yurt dışına uçtular.
Bir oğlum var adı hasan
Söylemez adını sorsan
Çatlatır sabrını melek olsan
Okumaz adam olmaz Hasan
Çok çok üzüyor annesini
Çandır Mahallesinde geçti çocukluğum. Hacıkılıç Mahallesi bizim komşu mahallemizdi. Mahallemize yapılan ilk okulun yerinde büyükçe sebze bahçesi, ortasında da sulama suyu dinlendirme havuzu bulunuyordu. Okul ile Devlet Hastanesi arasında bulunan boş arsa, sabahları ahırdan çıkan büyük baş hayvanların yayılmaya götürülmek için toplaşma, aynı zamanda hasat mevsiminde de harman yeri, boş olduğu gün ortası zamanlarda da biz çocukların oyun yeriydi.
O yıllarda hemen, hemen her evde hayvan ahırı, bu ahırlarda da sütü için büyük baş hayvan beslenirdi. Her sabah ahırdan çıkartılan hayvanlar, tımarı yapıldıktan sonra sırtına hafiften vurularak toplaşma yerine gönderilir, akşamları da çobanın toplaşma yerine getirmesiyle hayvanlar kendiliklerinden evine doğru yönlenir kapıya geldiklerinde böğürerek haber verirlerdi.
Çoban sabahları toplaşma yerinde toplanan hayvanları, kangal köpeklerinin nezaretinde yazı mevkine doğru götürürdü.
Bazen sürüyü kaçıran hayvanlar sürüye yetiştirmek için koşturulur, sürüye dahil edilirdi. Bu sebeple diğer mahalle çocuklarını ya sürüye koşuştururken, ya okuldan, ya da oynadığımız iddialı yöresel oyunlarımızdan tanırdık.
Çapar mahallesi çocukları oyunda, bizim mahalle çocuklarından iyiydiler. Onları yenmek için sapanla taş atmada usta olanlarla antrenmanlar yapılırdı. Sapanın yapılışından, tutuş şekline, bir ucunun serbest bırakılarak şaklatılması, ayaya yerleştirilen taşın karşı tarafa fırlatılmasına kadar ne varsa öğretilirdi.
Mahalle çocukları bu oyunlarıyla bir tarafın diğerine baskın çıkıp, pes ettirmesiyle sonuçlanırdı. Ertesi gün ders arası teneffüslerde baskın taraf yenik tarafı ti ye alır onları kıskandırarak zafer kazanmış edasıyla eğlenirlerdi. Tabi yenilen gurup diş bileler, hırsını bir sonra ki oyuna saklardı.
Çalışmakmış işim gücüm
Meğerse buymuş suçum
Muhannet var ister geçim
Dört oğlanın babasıyım
Boş dururum kıştan beri
bende isterim de
doktor yasakladı
ver benim yerime
şu ağlayan çocuğa...
o yesin be usta
külahı çıtır gevrek
Gerektiğinde geriye gitmeyi, tekamül etmek için yol kat etmeyi emreder yaşam. Geçmişle geleceğe bakışı, bilgi ile deneyim edinmeyi, emeğe saygıyı, gelişip çağ atlamayı öğütler yaşam. Yaşadığımız evren de akış grafiğinin, sonsuz olmadığını, ileri denen varışın başa düşüş olduğunu kabullenmemizi tekrar tekrar vurgular yaşam. Geride bırakılan eserlerin yeni kuşaklara aktarılmasının, kalıcı olmasının şart olduğunu, geçmış ile modern çağın uyumlu olmasını ilkeler yaşam. Hiç bir şeyden bi haber cehaletten kaynaklanan yozluğu, dejenerasyonu içinde barındırana hayat tanımaz yaşam. mcicek 070822
Hayran oldum hilal kaşa
Oldu sevdan bela başa
Ömürlü ol çokça yaşa
Gel yarim ol gül sevgilim
Beyaz tene siyah tüller
Bana anlat da
ne anlatırsan anlat
ama hüzün içermesin sözlerin
bulamıyorsan anlatacak bir şey
gir göz bebeklerimden içeri
dal hayallere uzun uzun




-
İdris Akmetin
Tüm Yorumlarevime gazadan dönen kumandan edasıyla
eğerli ata binermişçesine bindim gelen taksiye
gözlerimi sır kapısından su gibi akan yola çevirdim.
Yolun açık kalemin keskin olsun olsun arkadaş