- Sekreter birilerine soruyor, Başkanı gördünüz mü?
- Birileri hayır görmedik, neden arıyorsunuz
- İdareden telefon ettiler kompüter geliyormuş.
Poyraz acı değer arkası kardır
Aşk değil yiğidi öldüren ardır
Zarar nerde ise dönmesi kardır
Beni tüketmek se söyle meramın
Neyi beğenmedin neyi mi bilmem
mutluluk
çoğu zaman çok bilinmiyenli denklem gibidir
varsayımlarla kuramlarla çözülür
bazen sayısal dört işlem gibidir
bölünmeye gelmez bölündükçe azalır
çarpılmaktan haz duyar zira çoğalır
Tükenmişse yıllar ansızın
Zaman kavramsız !
Kıt kanaat yaşansa ne olur.
Verse Mevla deryasından Malı mülkü hesapsız.
Bu sefer de vakit çok geç,
Ömür vefa etmez.
KEÇİ BOYNUZU
Halil bey,Gülnihal hanım yaşlılık dönemlerinde evlatlarının kendilerine bakıp bakamayacaklarını denemek için birlikte bir oyun kurgularlar. Çocuklarını çoktan evlendirmişler, torun torba sahibi olmuşlardır. Her birinde sırayla birer hafta kalmak üzere önce gelinlerine gitmek için yola çıkarlar. Gelinlerinin tavırlarının sanki anlaşmışlar gibi haftası dolmadan değiştiğini, biraz da diğer kız evlatlarına gitmelerini hissettirirler. Halil bey ve Gülnihal hanım bu durumdan oğullarının zor durumda kaldıklarını geçim için ağızlarına baktıklarını, Allah ömür verirse ihtiyarladıklarında sebep göstererek bakamayacaklarını görürler.
Halil bey, gelinler bize yol gösterdiler hanım, gel birer hafta arayla bir de damatlarda kalalım, bakalım damatlar neyler görelim der. Sırayla birer hafta kalmak üzere yola çıkarlar. Yine anlaşmışlar gibi üçüncü günden sonra, damatların tavırlarının değiştiğini kızlarının da geçimleri için zor durumda kaldıklarını görürler. Halil bey ve Gülnihal hanım, bu süreler içerisinde gelinlerinin ve damatlarının davranışlarından dilayı ihtiyarlık dönemlerinde kendilerine bakmayacakları kanaatına varırlar.
Halil bey, hazırlan hanım gidiyoruz dediğinde ne gelinleri ne de damatları nereye gidiyorsunuz göndermeyiz, kalın lütfen bizi mutlu edersiniz demediklerini görür.
Misafir kaldıkları o sürelerde evlatları, konuyu güya baba, anne sizi düşünerek söylüyoruz Allah her ikinize de ömürler versin de, sizler hayatta iken şu malları paylaştırsanız, vergiyle algıyla yarıcı ile uğraşmayıp huzurla minderiniz de otursanız olmazmı ! Hem ileri de kardeşler arasında niza çıkmamış olur dediler.
Savaşta şehit oldu biliniyordu. Köyünde gıyabi namazı kılındı. Dokuz yıl sonra saçı sakalı ağarmış olarak köyüne döndü.
Evinin kapısını çalıp benim işte ölmedim döndüm demek istiyordu. Bir an bunun doğru olmayacağını düşündü. Ayalim ya evlenmiş çoluk çocuğa karışmışsa diye düşündü cesaret edemedi. Geri dönmek istedi ama geride dönemedi. Kuytu bir köşede olduğu yerde dondu kaldı. Çaresiz, ne yapacağına karar veremeyip biçare evini izledi. Koyunlarını sürüye katmak için önünden geçen akraba Hasan ile göz göze geldi. Hasan olamaz o Çanakkale de şehit düşeli yıllar oldu mümkün değil diye düşundü. Yanına doğru yürüdü hayırdır birini mi bekliyordunuz dedi.
- Tanımadın mı beni Hasan, ben dayı oğlun Seyid dedi.
Köyde herkes seni Çanakkalede şehit düştün biliyor Seyid. Şehit düşmeyi çok isterdim, isteyince olunmuyormuş kısmet olmadı be Hasan. Savaştan sonra tezkerem uzadı, sonunda sağ salim köyüme döndüm işte. Evimin kapısını çalmaya cesaret edemediğim için burada biçare kaldım. Hanımım belki kocaya varmıştır diye cesaret edip evime giremiyorum be Hasan.
- Hayır Seyid, çok isteyen oldu fakat o senden sonra kimseye varmak istemedi. Sen gittikten sonra bir kız çocuğun dünyaya geldi, şimdi sekiz yaşında. Haydi durma git kapıyı çal. İçeri girmek için acele etme sakın, çocuk seni savaşta öldü biliyor. Babası olduğunu şimdilik bilmesin, zamana bırak çocuk bunalıma girmesin. Kapıyı çocuk açarsa biraz beri dur korka bilir, anasını çağırmasını söyle. Haydi bana müsade davarı sürüye katacağım, hoş geldin evine dedi davarın peşinden yürüdü.
......... Dokuz yıl evel olduğu gibi kapının tokmağını dört kez vurdu. Gözleri boncuk mavisi sarışın güzel kızı araladı kapıyı. - Kızım ananı çağırırmısın. - Ana bir amca seni çağırma mı söylüyor dedi. Kapı tokmağının aralıklı dört kez çalındığında heyecanlanmış, bu Seyid'den başkası olamaz diye de zaten umutlanmıştı. Elinde ki işi bırakıp, Allahım inşallah odur diye telaşlandı kapıya doğru yürüdü. Kapı eşiğinden biraz geride göz göze geldiler, heyecanını gizleyemedi. Seyid diyebildi, hıçkırıklara boğulup göz yaşlarını tutamadı. - Aman Allahım sen, sen.! Seyid çabuk söyle bayılacağım dedi. - Evet hanımım benim dedi. Seyid de göz yaşlarına hakim olamadı. Hasretle kucaklaştılar. Küçük kız anasının fistanına sarılmış, dokunuşlarıyla çekiştiriyordu. - Ana bu emmi kim. - Kızım o senin.. ! diyemedi. Haydi git odanı topla bu emmi yabancımız değil diyebildi.
hayat su gibi akıp geçerken ömürden
kimilerine anılar çağan olur akar göl olur
ark olur besler anıldıkça akla gıda olur
kimilerine hayat feyezan olur sel olur
ne var ne yok yıkar geçer akla hicran olur
………
Adem atamızdan bugüne kadar
Kimler geldi geçti mışlı bilinmez
Onca sultanları tahttan indirdi
Bu gidiş asla silsen silinmez
Nice ulemalar nice alimler
Sabah ezanı okunmadan yatağından kalktı abdest aldı, kale içerisinde
bulunan dükkanını açmak için yola koyuldu. Ekmek kapım dediği dükkanına
vardığında ezan okunmak üzereydi. Dükkanın biraz ilerisinde bulunan camiye gitti
almış kollarının arasına
yaslamış bağrına başımı
kucaklayıp sarmış sımsıkı
hem öpüyor hem kokluyordu
öylesine huzurluydu ki
mutluluktan uçuyordu




-
İdris Akmetin
Tüm Yorumlarevime gazadan dönen kumandan edasıyla
eğerli ata binermişçesine bindim gelen taksiye
gözlerimi sır kapısından su gibi akan yola çevirdim.
Yolun açık kalemin keskin olsun olsun arkadaş