Giderken kapıyı açık bıraktın, rüzgar doldu içeri,
Sanki her esintide senin o yalan kokun var.
Ben bu evde her gece adımlıyorum o eski yeri,
Duvarlarda yankılanan, hiç bitmeyen bir ahım var.
Kapat kapıları meyhaneci, bu gece dışarıda kimse kalmasın,
İçeride bir ben, bir de devrilen koca bir ömür.
Gözlerimdeki şu yangın varsın bütün şehri sarsın,
Senin verdiğin o ateş, yüreğimde oldu artık kömür.
Ne kemancı dindirir bu sızıyı, ne de en sert içki,
Sen giderken sadece kendini değil, beni de götürdün.
Söylesene, hangi kitapta yazar bu kadar kolay terk ediş ki?
Sen benim yaşama sevincimi, tek bir cümlede öldürdün.
Yaz be kalem, bugün mürekkebin kan olsun,
Kağıtlar utansın senin yerine, ben utanmam sevmekten.
Sana giden yolların sonu artık uçurum olsun,
Ben vazgeçtim o vefasız eşiğinden geçmekten.
Şimdi hangi sofrada mezesin, hangi kadehte dudak izin var?
Ben burada her yudumda senin ihanetini yutuyorum.
Hani "ölüm ayırır sadece" diyen o yeminlerin var ya...
Ben her gece o yeminleri, birer birer kurşuna diziyorum.
Doldur be abi, dibini görmediğim hiçbir dert bitmiyor,
Bu gece gidenlerin değil, bitenlerin şerefine içelim.
Görüyorum ki artık bir elveda bile sana yetmiyor,
Gel, seninle bu sevda masalından sonsuza dek geçelim.
Giderken arkana bakma, bıraktığın enkaz büyük olur,
Gözyaşım derya olsa, senin gemin o denizde batar.
Bu dert bende yük değil, artık ebedi bir mülk olur,
Herkes unutur da, bir tek bu deli yürek seni satar.
Kayıt Tarihi : 5.05.2026 02:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!