Güneş her sabah doğmaktan vazgeçse bile,
Toprak suya, gece sabaha küsse bile,
Damarlarımda kanım buz tutsa, dursa bile;
Andım olsun ki, mezara girinceye kadar bitmeyecek bu sevda.
Sen benim göğüs kafesimde çırpınan o kuşsun,
Yüreğimde dinmeyen fırtına, bitmeyen yokuşsun.
Varsın bu dünya her şeyi unutsun,
Benim hafızamda adın, alnımda yazılı nursun.
Soluğumda Bir Sızı
Seni sevmek, ateşi avuçlarında tutmakmış bildim,
Gözlerinden gayrı her ne varsa hepsinden geçtim.
Yolum uçurum olsa da sonuna seni ekledim,
Andım olsun ki, kefenim sarılana dek senden vazgeçmedim.
Ciğerim yanar her nefeste, dumanı tütmez ama,
Gönlüm bir mülteci gibi sığınır senin kapına.
Öyle bir mühür vurdun ki şu garip canıma,
Azrail gelse bile, seni de götürürüm yanımda.
Bir gün vakit dolar, sesim ansızın kesilirse,
Bedenim dünya yükünden yorulup yere serilirse,
Üzerime kürek kürek kara toprak dökülürse;
Andım olsun ki, ruhumda yine senin adın inleyecek.
Hafızalara kazınsın bu feryat, bu sessiz vaveyla,
Bizimkisi bir masal değil, Mecnun’dan öte bir Leyla.
Mezar taşımda adım silinse de zamanla,
Toprağın altında bile, kalbim seninle atacak her anla.
Sözün özü: Seni sevmek benim kaderimdi, senden vazgeçmek ise nefesime ihanet. Gözlerim kapandığında bile son gördüğüm hayalin olacak.
Kayıt Tarihi : 18.04.2026 15:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!