Kül Altındaki Kor
Zamanın tozlu raflarında bir isim fısıldar,
Rüzgâr eser, perdenin arasından sızar anılar.
Sen, bir kış masalında unuttuğum sıcaklık,
Şimdi uzak kentlerin sokaklarında bir yabancılık.
Hangi takvim yaprağında koptuk biz hayattan?
Hangi istasyonda indik o rüyadan?
Siyah beyaz bir fotoğrafta donmuş gülüşün,
Oysa her gece uykularımda sürer dönüşün.
Gözlerin; hâlâ o derin, o dilsiz kuyu,
İçtikçe susatan, kanatmayan bir sevda suyu.
Seni sevmek, bir yangını avuçlarında taşımaktı,
Bıraksam kül olacaktım, tutsam yanacaktı...
Mazi dediğin, üstü örtülmüş bir uçurum,
Ben her adımda o boşluğa savruluyorum.
Adın geçse, boğazımda düğümlenir bir şehir,
Gönlümün nehirleri hep sana doğru zehir.
Eski bir şarkı çalar, tam kalbimin üzerinden,
Söküp atamam seni, o en derin yerinden.
Şimdi başka ellerde mi ısınıyor parmakların?
Başka bir baharda mı açıyor o solgun yanların?
Ben burada, bıraktığın o enkazın altında,
Hâlâ seni bekliyorum, o kırık saatin tıkırtısında.
Gittin... Ama bitmedin, bitiremedim içimde,
Bin parça oldun da, kaldın her bir biçimde.
Yürek yakmak buysa eğer, külüme bak da gör,
Aşk dediğin bir mühürdür, hem dilsizdir hem kör.
Elveda diyemediğim o uzak, o mahzun liman,
Sende durdu benim için akıp giden o zaman.
Kayıt Tarihi : 10.04.2026 04:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!