Telefon avucumun içinde ağırlaşıyor,
Ekranın soğuk ışığı yüzüme vuruyor oysa içim alev alev.
Parmaklarım isminin üzerinde geziniyor,
Dokunsam arayacak,
Dokunsam sesin düşecek odanın sessizliğine.
Bir bahane arıyorum kendime,
Zamana yenik düşmeyecek, seni ürkütmeyecek bir yalan.
"Yanlışlıkla oldu" desem çocukça,
"Bir şey soracaktım" desem fazlasıyla yapay.
Akla hayale gelmeyecek senaryolar kuruyorum kafamda,
Sırf o tanıdık nefesi, o tek bir "Alo"yu duyabilmek için.
Düşündüm...
Saatlerce, kilometrelerce düşündüm.
Gecenin bu kör vaktinde,
Seni bana getirecek tek bir haklı cümle bulamadım.
Kelimeler dilimin ucunda kurudu,
Bahaneler avcumun içinden akıp gitti.
Öylece kaldım işte.
Elimde sessiz bir telefon, göğsümde gürültülü bir çaresizlik.
Karşımda bir kağıt gibi yanıp kül oluyor ümitler,
Tıpkı bu gece gibi, kor gibi sıcak ama karanlık.
Sonra kendime kızdım, içerledim bu çaresizliğe.
Sahi, insan sevdiğini aramak için bahane mi arar be?
Özlemek en büyük hak değil midir?
Yüreğin yangın yeriyken,
Bahanelerin arkasına saklanmak niye?
Ama sustum yine de.
Telefonu masaya bıraktım,
Sana söyleyemediklerimi, gecenin karanlığına fısıldadım.
Kayıt Tarihi : 30.05.2026 11:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!