Kilimde Motif Şiiri - Eyüp Oflaz 2

Eyüp Oflaz 2
59

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Kilimde Motif

Kadın oturmuştu tezgâhın başına.
Saçlarında dağların ayazı,
ellerinde yılların izi vardı.

İpliği eline aldı.
Bir ucunu geçmişe,
bir ucunu yarına bağladı.

Kimse sormadı ona:
“Ne dokuyorsun?”

Kilim sandılar önündekini.
Oysa o,
evini dokuyordu.
Sevdiği adamı,
çocuklarının sesini,
ocağında tüten dumanı…

Kırmızı ipliği eline aldığında
gençliğini hatırladı.

Bir bahar sabahıydı.
Çeşme başında gördüğü o delikanlı
gözlerini kaçırmış
ama kalbini orada bırakmıştı.

Kadın bunu yıllar sonra bile unutmadı.
Çünkü insan,
kendisine ilk kez sevildiğini hissettiren bakışı
ömür boyu içinde taşır.

Kırmızı, sevgiydi.

Sarı iplik,
kapı önünde beklediği günlerdi.

Yol uzundu.
Gurbet sessizdi.
Her gelen otobüste onun yüzünü aradı.
Her ayak sesinde kapıya baktı.

Beklemek,
sevmenin en sessiz hâliydi.

Kimse onun kaç gece
lambayı söndürmeden oturduğunu bilmedi.
Kaç sabah yastığının soğuk tarafına
elini uzattığını da…

Ama kilim bildi.

Sarı, hasretti.

Yeşil ipliği bağlarken
çocuklarının adını geçirdi içinden.

Biri ateşlendiğinde sabaha kadar uyumadı.
Biri uzak bir şehre gittiğinde
odanın kapısını uzun süre kapatamadı.

Bir anne,
çocuğu büyüyünce eksilmezdi.
Yalnızca sevgisini
daha uzak bir yere taşırdı.

Yeşil, umuttu.

Siyah ipliğe geldiğinde
elleri bir an durdu.

Her evin duvarında
kimseye gösterilmeyen bir çatlak vardır.
Her kadının içinde
adını söylemediği bir sızı…

Bir gün kırılmıştı.
Bir gün susmuştu.
Bir gün gitmeyi düşünmüş,
ama ardında bırakamayacağı sesleri duyunca
yeniden oturmuştu yerine.

Kalmak her zaman güçsüzlük değildi.
Kimi zaman insan,
sevdiklerinin dağılmaması için
kendi fırtınasını sustururdu.

Siyah, acıydı.

Sonra beyaz ipliği aldı.

Beyaz, affetmekti.
Unutmak değil…
Yaranın yerini bilerek
elini yeniden uzatmaktı.

Çünkü bağlılık,
hiç kırılmamak değildi.
Kırıldığı yerden
birbirini yeniden tutabilmekti.

Kadın düğümleri sıkı attı.

Her düğümde bir dua,
her motifte bir isim vardı.

Koçboynuzu gücü anlattı.
Elibelinde, kadının direncini…
Kuş motifi, özgürlüğü…
Hayat ağacı, kök salmayı…

Ama onun kiliminde
kitaplarda yazmayan bir motif daha vardı:

Sevdiği insanların
eve döneceğine inanmak.

Yıllar geçti.

Çocuklar büyüdü.
Evin kapıları birer birer başka hayatlara açıldı.
Sofradaki tabaklar azaldı.
Sesler çekildi odalardan.

Kadın yine tezgâhın başındaydı.

Artık gözleri eskisi kadar iyi görmüyordu.
Fakat hangi rengin
hangi hatıraya ait olduğunu
elleri biliyordu.

Son düğümü attığında
kilimi yere sermedi.

Duvara astı.

Çünkü o kilim,
üzerinde yürünsün diye dokunmamıştı.

Bir ömrün hatırasıydı.
Bir kadının kimseye anlatamadıklarını
renklerle söylediği uzun bir cümleydi.

Sevdiği adam kilimin karşısında durdu.
Motiflere baktı.
Hiçbirini tam olarak anlayamadı.

Kadın gülümsedi.

“Sen,” dedi,
“şu kırmızı çizgisin.”

Adam şaşırdı:

“Peki diğer renkler?”

Kadın ellerini dizlerinin üzerine koydu.

“Onlar da
seni severken yaşadıklarım.”

O an anladı adam:

Bir kadın sevdiğinde
yalnız kalbini vermezdi.
Bekleyişini,
emeğini,
gençliğini,
suskunluğunu,
evini,
duasını da verirdi.

Ve bir Anadolu kadınının sevgisi
dile kolay gelmezdi.

İpliğe dönüşürdü.
Düğüme dönüşürdü.
Motife dönüşürdü.

Çünkü hafıza
yalnız insanın aklında yaşamazdı.

Kimi zaman
bir kilimin motiflerinde
nesilden nesile aktarılırdı.

Kilimler ve kadınlar…
İkisi de sessiz görünür,
ikisi de bir ömrü taşır.

Motifler ve anılar…
Biri ipliğe düğümlenir,
öteki kalbe.

Renkler solar,
yüzler yaşlanır,
evler sessizleşir.

Sevgiyle atılan hiçbir düğüm
hafızadan çözülmez.

Eyüp Oflaz 2
Kayıt Tarihi : 28.07.2026 13:52:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Kilimde Motif, sevgisini sözlerden çok emeğiyle anlatan bir Anadolu kadınının hikâyesidir. Tezgâhın başında dokuduğu şey yalnızca bir kilim değildir; gençliği, sevdası, çocukları, bekleyişleri, kırgınlıkları ve yıllar boyunca içinde büyüttüğü bağlılıktır. Kırmızı iplikte ilk aşkın heyecanı, sarıda gurbet ve hasret, yeşilde çocuklarına duyduğu umut, siyahta kimseye anlatmadığı acılar, beyazda ise affetmenin sessiz gücü vardır. Her renk, hayatından bir parçayı; her düğüm, içinde taşıdığı bir hatırayı anlatır. Kadın, sevdiklerinin dağılmaması için kimi zaman kendi fırtınasını susturur. Bu, onun güçsüzlüğü değil; sevgisini koruma biçimidir. Çünkü bağlılık hiç kırılmamak değil, kırıldığı yerden yeniden tutunabilmektir. Yıllar geçtikçe evin sesi azalır, çocuklar büyür, sofradaki tabaklar eksilir. Fakat kadının elleri hangi rengin hangi hatıraya ait olduğunu unutmaz. Dokuduğu kilim, onun kimseye anlatamadıklarını renklerle söylediği uzun bir cümleye dönüşür. Şiirin sonunda kilim ile kadın, motif ile anı birbirine karışır. Renkler solar, yüzler yaşlanır, evler sessizleşir; ancak sevgiyle atılmış düğümler hafızada yaşamaya devam eder. Çünkü bazı hayatlar kitaplara yazılmaz. Bir kilimin motiflerinde, nesilden nesile aktarılır.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!