Aşkın Limon Hali Şiiri - Eyüp Oflaz 2

Eyüp Oflaz 2
56

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Aşkın Limon Hali

Aşkı önce çiçeğinden tanırsın.

Bembeyaz açar dalında,
kokusu bir çocukluk sabahı gibi
doldurur içini.
Yeşiline bakarsın,
gölgesine inanırsın,
dünyada hiçbir şeyin
bu kadar güzel başlayıp
insanı incitemeyeceğini sanırsın.

Oysa her çiçek
meyvesinin sırrını saklar.

Bir gün uzanır,
hayatı tam ortasından ısırırsın.
Dilin damağın kamaşır,
gözlerin ansızın dolar.
Ne yutabilirsin o tadı
ne de çıkarıp atabilirsin.

İşte o vakit anlarsın:

Her güzel şey tatlı değildir.
Bazı sevdalar
insanı kokusuyla çağırır,
meyvesiyle sınar.

Aşkın kabuğu kalındır,
sözü keskin,
suskunluğu çekirdek çekirdek.
Bir gülüşü aydınlık,
bir cümlesi ince sızı.

Ama insan yine de vazgeçmez.

Dili kamaşsa da
o tadı unutamaz.
Canı yansa da
başka bir gölge aramaz.

Yine gider,
aynı ağacın dibine oturur.
Başını gövdesine yaslar,
kanayan yerine bir damla daha ister.
Dallarından düşecek
bir güzel kokuya daha inanır.

Çünkü aşk dediğin,
yalnız çiçeğin güzelliği değildir;
meyvenin ekşisini de
gönüllüce göze almaktır.

Ve aşk;
ağızda ekşi,
gözde yaş,
kalpte yara bıraksa da
ömrün damağında
vazgeçilemeyen bir tat olarak kalır.

Eyüp Oflaz 2
Kayıt Tarihi : 22.07.2026 15:59:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Bazı benzetmeler insanın zihnine yalnızca bir cümle olarak düşmez; zamanla büyür, dallanır ve bambaşka bir metne dönüşür. Mine Söğüt’ün Deli Kadın Hikâyeleri kitabında yer alan “Beni Öldürmek İsteyen Muhteşem Hayat” adlı öyküdeki şu söz, bu şiirin çıkış noktası oldu: “Limon ağacı nasıldır bilir misin? Şahane bir ağaçtır. Ve limon çiçekleri muhteşemdir. Ama gel gör ki meyvelerini dilin damağın kamaşmadan yiyemezsin. Aşk da öyledir.” Bu benzetmede aşkın hem güzelliği hem de insanı sarsan tarafı vardı. Limon çiçeğinin kokusu, aşkın ilk zamanlarındaki masumiyeti ve baş döndüren umudu; meyvenin keskinliği ise zamanla ortaya çıkan kırgınlıkları, suskunlukları ve can yakan gerçekleri hatırlatıyordu. “Aşkın Limon Hâli” bu düşünceden doğdu. Fakat şiir ilerledikçe yalnızca aşkın ekşi tarafını değil, insanın bütün acıya rağmen neden aynı ağacın gölgesine döndüğünü anlatmaya başladı. Çünkü bazı aşklar insanın dilini damağını kamaştırır, gözünü yaşartır, kalbinde yara bırakır; yine de unutulmaz. İnsan, kendisini inciten o tadın içinde bir zamanlar duyduğu güzel kokuyu aramaya devam eder. Bu şiir, aşkın yalnızca çiçeğine hayran olmayı değil, meyvesinin ekşiliğini de göze almayı anlatıyor.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!