Bakışların o kadar uzak ki, mesafe yollarla ölçülmüyor artık.
Aynı gökyüzünün altında, iki ayrı uçurum gibi duruyoruz.
Ah benim kalbini zırh yapmış, sevmeyi bir savaş sanan mağrur sevgilim...
Diz çöktürdüm bütün feryatlarıma, bir mabet oldu içimdeki bu suskunluk.
Soluğumun kesildiği,
Ceketimin düğmelerini ilikleyecek mecali bulamadığım o an var ya;
Zaman durdu da içimdeki saatler hep seni vurdu.
Bütün vedaları yuttum, yine de tek bir kelime etmedim;
İçim bir mezarlık şimdi, sustuklarım feryadımdan ağır.
Gözlerimi kaçıracak bir gölge ararken anladım;
Aklımdan geçenler, meğer ömrümden uzunmuş.
Kelimeler dilimde buz tuttu, ben kor ateşlerde yandım.
Kulağımda yarım kalan bir şarkının son sadası...
Işıklar söndü, perde kapandı ve bitti o büyük gösteri.
Sığındım yine o kendime bile dar gelen yalnızlığıma.
Her esmek istediğimde kayalara çarptı heveslerim,
Attığın her adımda yolları düşman bildi yüreğim.
Zaten ne ardımda bir sitem bıraktım sana, ne de avuçlarında bir gölge...
Ne demiştik oysa, hatırla:
"Mesele birini 'gözden çıkarmak' değil,
'Göz göre göre' kaybetmektir..."
Şimdi bana, o geciken farkındalığın
Geçmek bilmeyen sancısı kaldı.
Eğer bu yarım kalan hikayenin son sayfası bensem,
Kendi mürekkebimle o keskin noktayı koymayı da bilirim.
Ben kimsede kaybolmadım, kimsenin kuytusunda eksilmedim;
Ben sadece kendi kalabalığımda yoruldum,
Şimdi kendi ıssızlığımda tamamlanıyorum...
Kayıt Tarihi : 4.07.2026 15:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!