Her şey ayan beyan ortada.
İkiye ayrıldın aynı hayatta.
Birini avuturken.
Öbürü çığlık çığlığa
Muhtemelen ayrıldın ortadan.
Her şey yolunda,
Kör, kahpe yalanlara heba edildi ellerim.
Büyür ölümün gözbebekleri küçülmek yerine.
Kapansın kalsın perdesi, açılmayan mutluluğun.
Birsen açtın mı yüzünü sarar her yeri gülücükler.
Kapanın elinde söner mum gibi, bin türlü kötülükler.
En güzel saati ömrün dedirt bana, yine de sen bilirsin.
Etraf alacakaranlık.
Kim daha sisli.
Karanlık mı insan yüzleri mi.
Mavilikler bana nefes verir.
Gece dilsiz.
Sinesin de çok şey saklı.
Tenhada duran senide vurur keder.
Mecal yok kalmadı ölümlü sabahında.
Türküler tutar vede şiirler şimdilerde.
Gül neden açmaz, bir tebessüm yüzlerde.
Hayat uğruna yok, ne kaldı elde.
Gitmez sanırım bu hazan kalacağı varmış bende.
Göremedim hasretten başka günüme bir yar.
Beni savruk sarmaladı, düştüm ateşten kucağına.
Acıtacak yer kalmadı dikenli bağrıdır yalnızlığım.
Ne yardan ne de sulbünden kalmadı bir tek umudum.
Yakın oldu ömrüm, ölüm kokanlar can cellatlarım.
İnsan ne de garip bir muamma.
Ateşle elinde oyalanır.
Bilmem ki kimi yakar.
Bekleyeceği yok yarının.
Bilinmezliğin efsununa kurban
Yanı başındakini kördür görmez.
Ve avaz gelir camların ardından.
Bozulur gece, dağılır kalır fecir vakti.
Suskundur tan yeri gelmez bir türlü.
Umutlar boşunadır bir bekleyiş.
En çokta akıllılara yakışır.
Delirten gömleği giydirir.
Bakın şamandıraya bağlı.
Yalpalar dalgayla uyumlu.
Duraklarsa parçalanır belli.
Güneş batsa doğsa farkı yok.
Akşam telaşlı.
Gündüzün yerini almalı.
Ey öfkesinde kaldığım gece.
Bir ilkbahar sabahında,
Mostar’da, dindir öfkemi.
Bekçisi olmuş şehrin.
Yeşile öfkeliyim bugün.
Gelme artık uzaklardan.
Isıt artık ebedi sevinçlerle.
Bir kelebek gibi düşün bizi.
Kısacık ömrümüze sığsın ebet.
Başka sevinç aranmaz ki.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!