Donup kaldı hareketsiz mutluluk karşımda.
Koparıla koparıla hevesi, kaçtı ne yapsa.
Evlerin önünde kayboluyor ansızın sevgiler.
Masa başlarında yönetiliyor, ait duygular.
Özü kaybolmuş insan bunu ne bilsin.
Oysa izahsızdı, kelimeler kifayetsiz.
Güneş tam tepemde kavruluyorum Mira.
Yokluğun yağmursuz geçen ilkbahar.
Kuraklık gibi her serap beni aldatır.
Vadilerde nefessiz yürümek istemiyorum.
Bölünmüş gibiyim bir yanım su bir yanım sen.
Aramak gözlerini toz kaldırmasa yüreğim.
Biliyorum fırtınalara sabrettim
Doğmadı güneş çoktan farkındayım
Uzaklaşma zamanı çoktan geldi gidiyor
Geçiyor zaman, kalmadı biliyorum.
Tümün memnuniyetlerin sayesinde.
Uyum sağladığım sürece varım.
Neden kelimeler sahipsiz.
Söylense de en güçlüsü, anlamsız.
Kurşuna diziliyor sıraladıklarımız.
Susmak kaldı bu da tek çaremiz.
Değmedi bak bir ömür varlığımız.
Kara kazanlar birer birer kurulur.
Yüreğim dolu dizgin, içinde var senin sevgin.
Kayıyor dünyam ve ellerim senin olduğun tarafa
Elimden bir şey gelmiyor kendimi buldum orada.
Kanıt arama, hiç kuşku duyma düşün bir kez.
Yüreğime zaten bak çoktan ben verdim sana.
Bırakı verdim elimde ne varsa sıkıca sarılmak,
Hükmüm mü geçti elim kolu bağlı iken.
Kıyametler koparıldı bir şey yapamadım.
Aklım gitti bir ara yapacağımdan korktum.
Kuşattı her yeri gün gün zalimin kesik nefesi.
Durduran ah aklım neredeydin, ben olamadım.
Usulca geçmedi paramparça, tarumar eyledi.
Artık mevsimler değişmeden göçüyorlar.
Bir bir kalbimde sakladığım yerleşik kuşlar.
Yerleri hazırdı, yuva hazırlamıştım ben onlara.
Uçup gittiler bir bir nedenini belirsiz değil.
Hiç önemi kalmadı artık ben eskisi gibi olamam.
Suçlusu ben olamam, yanlış topraklara ekildim.
Neden dünden razı kirpikler kenetli ağlamaya.
Bağıra çağıra, çıkmak isterim dağ yamacına.
Maviye, bulutlara çıksam sakinleşsem dorukta.
Ayıplar senin kalabalığın, mutlu mesut yalnızlığımı.
Artık üzüm siyahı gözlerin durmuyor karşımda.
Düşmanmışsın bana düşen gölgen bile acıtmakta.
Acısa bir yanım baksam; senden gelen hançer var.
Sen artık hiçbir şeyim değilsin ey zulmüm ve acım.
Aşk, sevda değilsin benim zannımmış, pişmanlığım.
İhanetiyle yüzleştiğim prangam ve acının kendisisin.
Yığdım dertlerini üstüme ben, attım içime hep içime.
Vedalar ölüm gibidir soğuktur.
Üşürsün buz gibi, ölümü çağırır.
Birden alışkanlıkların değişir.
Anlam vermediğin alışkanlıkların.
Peydah eder yeni davranışların.
Zamansız vedalar ölüm çağırır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!