🌞 Güneş (Şems) - Nesimi
Derd-i aşkın nârı, derimde yandı,
Enel-Hak sırrıyla, özüm uyandı.
Nin hurufun remzi, canımda gizli,
Yüzülen derimde, kızıl yazı kaldı.
Hiçlikten evvel, daha sözcük yok iken,
Bir düşün içinde gizli bir tohum idim.
Eşya yaratılmazken, her şey bir gölge iken,
Ben o ilk manada, benzersiz bir düğüm idim.
Zaman doğmamıştı, ne gece ne gündüz var idi,
Bir sabah, aynada kendimi aradım.
Cam, bana baktı.
Ben, cama.
İkimiz de sustuk;
çünkü ikimiz de kırılgandık.
Gel gönül, varlıktan geç, durma bu handa,
Ene'l Hak sırrına er, kalma güman'da.
Benlik davasını sil süpür, at bir tarafa,
Hiçlik makamında bul sırrı pinhan'da.
Dört kapı kırk makam, yol budur erenler,
Hind’in sofrasında kan şerbeti ikram edildi,
Bir masum gülüş, bir beddua, bir kırık testi…
Hamza’nın ciğeri, zehrin içine bandırdığı ekmek,
“Al ya Muhammed!” diyen celladın gölgesi.
Kadehinde kin, sofrasında kalleşlik,
Hü diyelim evveline,
henüz yokluk bile yokken.
Ne Tanım vardı,
ne “ben” diye tutunan bir ses.
İlk yanlış,
Zâhid, sen Tanrı'yı inkâr edersin,
Secde etmeyeni şeytan sanırsın.
Secde ettirmeyen Tanrı değil mi?
Hakk'a şirk koşandan farkın yok senin.
Gelen dört kitabı hak görmez misin?
Kurtuba’nın Işığı
Kurtuba’da yandı bir meşale,
Adı İbn Rüşt, aklın savunucusu.
Sürgün gördü, ne hazin bir çile,
O “Büyük Şârih”, Aristo’nun koruyucusu.
Bir düştünüz dünyaya
Biri mor buluttan
Biri al şafaktan
İki kanatlı bir kuşun
Tek yüreği gibi
Çarptınız göğsüme
1
İnsanlık bir kelimenin içinde doğdu.
Sonra o kelime ikiye bölündü: “ben” ve “sen.”
İşte günah orada başladı.
> 2




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!