Hakk dedikçe Hakk olduk, sır içinde sır olduk
Aşk ile yoğrulduk bir Kemter kul olduk
Dergâhına yüz sürdük, çerağın uyandırdık
Muhabbetten dem aldık, bir garip âşık olduk
Pir Hünkâr Hacı Bektaş, elinden dolu içtik
Bir var idik birimiz Hakk'tan,
Çarka düştük demir gibi...
Örsün altında dövüle dövüle,
Kıldı bizi kemir gibi!
Körük çekildi ciğerimizden,
Eğme başın gayrıya, Hakk'a dön yüzün,
Minnet eyleme kula, incitme özün.
Hakk'ın nuruyla aydınlansın her sine,
Fani bir varlıksın, sanma ki uzun.
Nefsin aldatır, düşme bu faka,
Biz de mevaliyiz Yezid gözünde
Hüseyin kervanına katılanlarız
Zulmün sancağını diken yurduna
Hak için divana duranlardanız
Susuz çöllerdeyiz, sılamız Kerbela
Hûû...
Hak ile hak olup gönlümüz aydın,
Şeytan yok, nefsimizdir bizi yoldan eden.
Ya Ali! Kudret Hakk'ın, zulmet boş bir hayal,
Derman O'dur, dert O'nun elinde!
Bir dem geldim pir eşiğine yüz sürdüm,
Dedim: "Ey can, bu yol nereye varır?"
Güldü: "Varılmaz, varılmaz!
Yol dediğin, yoldaş olmaktır erenlere...
Testiyi kırdım, hakikate daldım,
Dara durdu Mansûr, Hakk'a niyazı,
"Enel-Hak" sözü bu aşkın sazı.
Zâhidler kılıç çekti, erendi özü,
Dicle'de yandı kül, gönüldür yazı.
Kırklar meclisinde sunuldu aşı,
Dudaklarda bir sır, "En-el Hak" deyu
Yankısında Bağdat'ın taş duvarları.
Aşk ile tutuştu, ruhu derunu
Sıradan bir akılın anlamadığı
Ayaklar pranga, eller kan revan,
Bir darağacıyla söylendi adım,
İpliğe dizilmiş cümle âlem.
Tenim harflere döküldü,
Kelimelerim kanadı kırık bir kuş...
Ben ki ateşin sözüyüm,
Kaos, kriz ve döngü,
Kaybolmuş bir devrime benzerdi yüzü.
Savrulur arşa, savrulur külü,
Aynı anda yaşar dünü, bugünü.
Aşkın şarabından mest olmuş gezer,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!