Kurak arazi, güneşte yarılır,
Beklemekten nasırlaşmış, el yarılır,
Suskunluktan kurumuş, dil yarılır;
Çatlar her şey, derinden kırılırım ben.
*
Mecazi bir çoraklıktır bendeki.
Kemiklerimizi ufaladı o ayaz, bu gölgesiz buz bozkırlarında,
Attığımız o soluksuz adımlar,
Kerem'i küstürdü, Aslı'yı yıldırdı.
El sürdük, putların küllerine,
İndik, paslı zindanların diplerine,
Çıyanlar, baykuşlar, akbabalar, leş yiyenler,
Anlamı çoğaltmak,
Manayı yahut.
Çabayı büyütmek.
Derinlemesine yoğunluk.
Derinlerden, çok derinden,
Duyulur o venildemek.
Oynar taşlar, hep yerinden,
Duyulur o venildemek.
Kışın, ayaz vurduğunda,
Bir esans gibi yayılır,
----eski kağıtların o bildik kokusu,
Çağırırlar anıları adeta,
----buhurdanlıktan süzer gibi,
Fısıldayıp sırlarını birer birer,
----çivilerler herkesi masa başına,
Aradığımız o derin sükûnet,
Dünyanın bir ucunda bulunmaz,
Öteki ucunda da saklı değil,
Çok ırak bir menzilde duruyor.
*
Sandığımızdan daha yakında,
Merak duygusuyla, yola çıkınca,
Ufukları açar, o derin tetkik.
Gerçeğin izini, kalpte bulunca,
Karanlığı yırtar, o derin tetkik.
*
Fikir kuyusundan, suyu çekenler,
Hayat üzerine kurulu ruh, hayattan vazgeçer mi?
Rüzgar doğudan gelse bile, yelkenli seyrine devam eder mi?
Yine aynı öykü, değil mi?
Tüm efsaneler, birbirinin benzeridir,
Zırhlı şövalyeler,
Kraliçeler saftır, derin uykudalar.
Derlemeci köye daldı,
Sazını eline aldı,
Hasan dayı dondu kaldı.
*
Duymayız böyle masalı,
Görmedik böyle tasalı.
Hep siperde bekledim, görünmez av gibi,
Peşinden gelmeye, hiç dermanım olmadı.
Savunmayla tükendi, ömrümün cevheri,
Peşinden gelmeye, hiç dermanım olmadı.
*
Gelen günden korkup, sürekli geri durdum,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!