Hava kararır, herkes yerine çekilir,
Sessizlikten inan, garip yüreğim erir,
Yaşlarım seller sular gibi, dökülür,
Onu özler, dertlenirim hep bu yüzden.
*
Elden ne gelir, giden geri gelmez,
Ulu gövdesinde, seneler biter,
Yırtıcı kartallar, kolunda yatar,
Keskin rayihası, ormana yeter,
Dertlere devadır, özü mezdeğenin.
Dertleri istemedi gönlüm, kalbine dek benimle taşı, dedi,
Aklım şaşınca ona, dur, dedim.
Delirdi gönlüm sonra bana, benliğini yok edeyim, dedi,
Al benden de istediğini, ruhum kalsın, dedim.
Huzuruna olma düşkün, bir de böyle yaşa, dedi,
Canım değil savunduğum, içimdeki kasırga, dedim.
Ruhumun ortasındaki, o uçsuz buçaksız uçurum,
Hiçbir ışık aydınlatamaz, oradaki karanlığı,
Her an biraz daha solan, bu fidan mı,
Yoksa bu darmaduman siluet mi, bana ait?
*
Gözlüyorum, tüm nesneler olduğu gibi kalmış,
Neşe bahşetmişti,
felek birine,
Sadece gam düşmüştü,
ise diğerine,
Hak etmişti sanki,
gök parlamayı,
Zihnin, o dumanlı ve sarp olan yokuşunda,
Kaybolan bu yolcuyu, yalnız bırakmayalım,
Fırtınalar koparken, hayalinde düşünde,
Şu garip mazlum kulu, dertte bırakmayalım.
*
Sabahları uyanır, kimseyi tanıyamaz,
Dertten derde koştum,
Şu ana dek.
Lakin duvarı gördüm,
Yarına değin değil, sonuna değin.
Tükendim orada,
Zira,
Yüce dağdan, inen derviş,
Yüreği nurla bezenmiş,
Gördüğüne, güzel dermiş,
Kötülüğü, hep yerermiş,
Alemleri de ışıya.
*
Ayrılık zamanı, sarmış içimi,
Puslu duman, kaplamış görüşümü,
Dışarıda kuvvetle esen rüzgar,
Nefes çeker gibi inliyor, bütün sokaklar..
Aylardan Ocak..
Ve ben,
O akşam sema,
ne kadar derindi,
Genç ruhu,
kederlere büründü,
Bir yıldız gördü,
pek uzakta,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!