Çift suret durur önümde, çift beşer,
Birisi, altın işlemeli kara kaftan kuşanmış,
Bir adımı sırça köşkün eşiğinde, öbürü sokak tozunu çiğniyor,
Öteki suret, yarısı ağarmış, yarısı kızıl kirli bıyığı,
Omzunda büzüş büzüş, keten kumaştan bir hırka,
Belinde ondan harap, uçları sıska, topuğundan yüksek şalvar..
Gayretle sürdük biz, kara toprağı,
En has tohumlara, açtık kucağı,
Kendir dokumadan, yaptık yatağı,
Hayırlı niyetle, işe başladık.
*
Semadan dökülen, rahmetin çağı,
Kalbimin en derin yerine, yerleştiriyorum özlemi,
Her geçen gün, daralıyor evren,
Ya da ben genişliyor, ilerliyorum,
Durmadan uğraşıyorum, hüzünle yüzleşmemek için,
Çıkıyorum hep karşısına,
Kaybedip, bulamıyorum seni.
Boşluğun kavislerinde dans ederken çığlıklar,
derinliklerdeyim yine, dönüyorum başlangıca.
Batıyorum, yükseliyorum bu dipsiz sularda,
çamurun prizmalarından yansıyor gölgeler.
Hiç kaybetme imanını, diyor o demir ses,
pes etme, yüksel diye haykırır bir kırık nefes.
Ermişlerce, görülmüştü ulular,
Sessizleşti sandukada, cesetler,
Basit naylon, ambalajlı çöplerin,
Salyası, düşkünü hıçkırtır hemen.
*
Eğlenmek, tamamen kendi keyfinde,
Mühendisdir ki bu mülkü çü çar unsurla bünyân eder,
Bu tertîb-i ilâhîyi görenler hep figân eder.
*
Su, âteş, bâd u hâk üzre kurulmuş tab-ı insânî,
Bu dördün sırrını idrâk idenler seyr-i devrân eder.
*
Ak gerdana, inci mercan dizilmiş,
Sanki kalem ile, kaşın çizilmiş,
Kudretten boyuna, posun biçilmiş,
Cihan hayran, o nazlı duruşuna.
*
Yıldızlar kıskanır, şavkın vurunca,
Sema-i dûd şevk-i şem’-i şeb-i gûn olur giderek,
Zamanedir bu zemân-ı gerdun olur giderek,
*
Neşât-ı gâha erişmez bu sevdâlı gönüller,
O sayd-gâh bir gün figân olur giderek.
*
Çıkacaksınız bir gün, bu çatıdan, bu yoldan,
Çıkacaksınız siz, o gün hayattan çoktan,
Çıkacaksınız, döngülerinden de anıların,
Çıkacaksınız bir gün, varlığın çemberinden.
*
O çıkışınız, ne kadar da anlamsız olacak,
Yüreğimi
----dövdün,
--------kilometreler
------------boyunca,
Emir
----verdin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!