Ruhumun ortasındaki, o uçsuz buçaksız uçurum,
Hiçbir ışık aydınlatamaz, oradaki karanlığı,
Her an biraz daha solan, bu fidan mı,
Yoksa bu darmaduman siluet mi, bana ait?
*
Gözlüyorum, tüm nesneler olduğu gibi kalmış,
Neşe bahşetmişti,
felek birine,
Sadece gam düşmüştü,
ise diğerine,
Hak etmişti sanki,
gök parlamayı,
Dam üstü tüter baca,
Gece olur karaca,
Konuk gelip girince,
Çözülür o bulmaca.
*
Ana söyler kızına,
Zihnin, o dumanlı ve sarp olan yokuşunda,
Kaybolan bu yolcuyu, yalnız bırakmayalım,
Fırtınalar koparken, hayalinde düşünde,
Şu garip mazlum kulu, dertte bırakmayalım.
*
Sabahları uyanır, kimseyi tanıyamaz,
Dertten derde koştum,
Şu ana dek.
Lakin duvarı gördüm,
Yarına değin değil, sonuna değin.
Tükendim orada,
Zira,
Yüce dağdan, inen derviş,
Yüreği nurla bezenmiş,
Gördüğüne, güzel dermiş,
Kötülüğü, hep yerermiş,
Alemleri de ışıya.
*
Ayrılık zamanı, sarmış içimi,
Puslu duman, kaplamış görüşümü,
Dışarıda kuvvetle esen rüzgar,
Nefes çeker gibi inliyor, bütün sokaklar..
Aylardan Ocak..
Ve ben,
O akşam sema,
ne kadar derindi,
Genç ruhu,
kederlere büründü,
Bir yıldız gördü,
pek uzakta,
Deli eserken, tepe rüzgarları,
Boş verelim buna yine de!
Yine gelelim buraya,
Dağıtalım bütün renkleri.
De da da, da de de,
Bozalım tüm desenleri.
Bakışlarında, bir mana bulunmuyorsa,
Avuçlarında, o heybet tükenmişse.
*
Gaibe karışıp gitmelerin,
Ruhumun, kıyısında yaşanmışsa.
*




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!