Kızıl bir ikindi vakti,
Berrak rüyalara saldırırcasına,
Gözlerini güneşle dolduran kuşlar,
Avlarını yakalıyorlar dönüşü olmayan bir yolda,
Savaşan bir atın dizginlerini,
Göğüslerine doğru çekiyorlar.
Hangi diyarda,
----olursam olayım,
--------hangi mekanda,
------------bulunursam bulunayım,
Asla hayır diyemem,
----fazlası var bu durumun,
Kıyaslanamaz
----bu
--------acı,
------------bana
----------------yaşattığın
--------------------acıyla,
Girip
----kalacağım
--------maalesef,
------------yakında
----------------toprağa,
Kaçacağım
Kaçınılmaz olur atak,
----sert olursa savunma,
Çoktan söktü şafak,
----doğdu güneş,
Yeni bir hayat,
----evet ile, sonsuza dek,
Akıp giderken,
----günün dilimleri,
Yol alırız,
----farklı diyarlara,
--------her birimiz,
Yürür kimisi Üsküdar'a,
Duyarsanız ıssızda,
Sessiz ve ürkek esen,
Çamları, tel tel okşayan,
İnce bir tül gibi,
Dört yandan, inen sisi,
Kötü havadisi ileteyim:
Ben, o ilk fısıltıyla kanatlandım.
Kimse bilmez yuvamı,
Zamanın kalbindeki, o duraksama benim.
*
Bilgeleri konuşturan, hikmet sanırlar,
Suskunluğun içindeki, o tek kelime benim.
Örme ceket, pantolon ve,
Desenli tişörtüm yepyeniydi,
Dedem, sana bir üstlük daha mı alsak?
Ninem, giysiyi ne yapacak çocuk,
Sıkma canını bari alma, demişti,
Kolluğum, tokam, ayakkabım,
Örendiğimiz alfabeyi,
----gururla okurken,
Çınlıyor kulaklarımızda,
----daha dün gibi,
Heyecan verici yankısı,
----gururlu yeminimizin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!