Yanık Ağıt Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
4339

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Yanık Ağıt

Üstüme çöken karanlık, dilsizce bekler,
Kaç yıl bitecek diye, rüzgâra hep ekler,
Ruhunun uzanıp söndürdüğü, gümüş mehtabı,
Kerem et, parıldasın diye bahtıma ser.
*
Kaldırma Ferhat’ı, bu kasvetli yamaçtan,
İnlerken kayadaki taşlar, feryadından,
Kendi nefesinden mi, yoksa neyden mi kopar o çağrı,
Bir ah etsin Şirin, hazin hikâyesinden.
*
Dönmez yüzünü, her an beni atıp, gam deryasında boğar,
Hasret bizi girdaba çeker, anı bizi her sözde boğar,
An o vuslatı, yitirdiğimiz demleri,
Döktüğümüz her damla, bizi kaç selde boğar?
*
Bir sevdanın çevresini sarsa, kaç engine sığar,
Eğlenmez o viranede, delice ağlar,
Kanayan bir yaraya, dönüşmüş ise bağ,
Turna, o dertli türküyü yakarsa çağlar.
*
Beni kuşatan duman, sessizce izler,
Kaç mevsim solacak diye, yaprağa hep gizler,
Gönlünün dokunup dondurduğu, o sıcak nefesi,
Lütfet, ısıtsın diye kışıma ver.
*
Ayıltma Kerem'i, bu kül dolu ocaktan,
Savrulurken, közdeki dumanlar ahından,
Kendi telinden mi, yoksa sazdan mı duyulur o yankı,
Bir ses versin Aslı, derin iniltisinden.
*
Görmez halimi, her dem beni tutup kor ateşlerde yakar,
Gurbet bizi tuzağa iter, zaman bizi her demde yakar,
Düşün, o neşeyi defnettiğimiz seneleri,
Verdiğimiz her soluk, bizi hangi közde yakar?
*
Bir ateşin etrafını örse, kaç kiremite sığar,
Duraksamaz o hanede, çılgınca yağar,
Sızlayan bir mateme, bürünmüş ise dağ,
Ozan o yanık ağıdı, söylerse doğar.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 18.01.2026 21:09:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!