Ey sâkî, sun o meyi kim gönlüme dermân ola,
Bu virâne dilime bir nefha-i cânân ola.
Şeb-i hicrân içinde yandı pervâne misâli cân,
Bir cemâlin nûruna bin ömrüm kurbân ola.
Gül açar her dem bahârında o ruhsârın senin,
Bülbül-i şeydâ gibi gönlüm sana hayrân ola.
Çektiğim âh u figân erişse arşa bir gece,
Rahm edip bahtım bana bir lahza handân ola.
Ney gibi bağrım delik, her dem firâkınla yanar,
Bir nefes lütfun erişse derde derman ola.
Mâh-rûyâ, çeşm-i mestin öyle bir fitne saçar,
Akl u fikrim târümâr, gönlüm perişân ola.
Ne saray ister gönül ne saltanat ne tâc ü taht,
Bir tebessüm eylesen mülk-i cihân ihsân ola.
Düştüm aşkın deryâsına, yok kıyısı yok kenâr,
Her dalında bir belâ, her katresi ummân ola.
Ben fakîr-i derdmendim, aşk beni sultân etti,
Kül olan gönlümde yine aşkın gülşân ola.
Şair der ki: Bu cihân bir gölge, bir düşten ibâret,
Bâkî kalan aşk ise, kalpte ebedî nişân ola.
Gamze-i cânân değince kalbime bin nâr düşer,
Bir nazarınla bu ateş gülşen-i handân ola.
Nice yıllar geçti sensiz, nice mevsimler soldu,
Bir visâlinle bütün ömrüm yeniden cân ola.
Aşkın ile mest olup geçtim zamanın kaydından,
Bir nefes zikrin erişse ruhuma seyrân ola.
Şair der: Her dem duâm odur dergâh-ı yâre,
Bu garîb gönlün kapında son nefesi şân ola.
Kayıt Tarihi : 27.06.2026 16:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!