Kara Yazımsın Sen Şiiri - Rasimin Gönül ...

Rasimin Gönül Dili
237

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Kara Yazımsın Sen

Kara yazımsın sen, alnıma kapkara bir mürekkeple çizilmiş,
silmeye çalıştıkça derimi soyan, içimi yakan bir lanet gibi.
Ne bir dua kurtarır beni bu zevalden ne de feleğin merhameti;
yolumu nereye çevirsem senin o taşlaşmış hükmün çıkar karşıma,
kaderimin defterine mühürlenmiş en ağır bedelsin sen,
kaçtıkça boynuma dolanan paslı bir prangadan farksız.

Gözlerimi açtığım gün yazılmış sanki bu amansız çile,
gülmek bana yasaklanmış, her mutluluk kapısı yüzüme sürgülü.
Başkalarına bahar olan bu fani dünya bana hep zemheri,
ben seninle başladım tükenmeye, seninle tükendi bütün gençliğim;
bir kere bile yüzümü güldürmedi bu talihsiz yazgı,
her nefeste biraz daha batırdı beni o dipsiz çamuruna.

Kara yazımsın sen, ömrüme düşmüş en zifiri karanlık;
ne şafağın aydınlığı söker bende ne de bir umut yeşerir.
Ellerim semaya her kalktığında bir ah düşer avuçlarıma,
yüreğim bu amansız yangının içinde yana yana kül oldu.
Ben senin adını bahtıma kazıdım bir kere be zalim;
artık bu dünyada gün yüzü görmek bana haram,
kaderim kara, yazım kara, tükettiğin bu ömür baştan başa kara.

Kara yazımsın sen, varlığın ilksözüyle alnıma kazınmış o kadim mühür;
silmeye kalktıkça derimi değil, ruhumun dokusunu yırtan bir yazgı.
Zamanın henüz adını koyamadığı, mekanın sınırlarını çizemediği bir boşlukta
ak kâğıda düşen ilk damla mürekkep gibi yayıldın ömrümün kıvrımlarına;
ne yönümü tayin edebiliyorum artık ne de geçtiğim yolların izini sürebiliyorum,
çünkü her patikanın sonu senin o dipsiz, o suskun gölgene açılıyor.

Kaderin kendi ekseni etrafında dönerken unuttuğu bir çatlakta buldum seni,
ne bir tesadüfün hafifliği vardı gelişinde ne de bir tercihin hürriyeti.
Taşın hafızasına kazınmış fırtınalar gibi ağır ve itirazsız bir hüküm bu;
insan kendi gölgesinden kaçabilir mi ki ben senin karanlığından kaçayım?
Varlığımın başladığı o ilk eşikte çekilmiş bir sınır çizgisisin sen,
öteye geçsem yokluk, beride kalsam seninle kuşatılmış bir sürgün.

Gözlerimi diktiğim her aydınlık kendi içinde senin rengini saklıyor gizlice;
güneş doğdukça uzayan o keskin gölgenin ta kendisisin içimde.
Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, mananın kendi ağırlığı altında ezildiği yerde
bir tek senin sessizliğin yankılanıyor zihnimin dehlizlerinde.
Ne bir af dilenecek bir suç bu, ne de bedeli ödenip bitirilecek bir kefaret;
sen, var oluşumun tam ortasına vurulmuş o devasa, o ebedi kilit.

Kara yazımsın sen, zamanın unuttuğu en derin mağaraların yankısı;
ışığın bile ulaşamadığı o mutlak karanlığın bana biçtiği tek hakikat.
Ben bu yazgıyı bir yük gibi değil, kendi varlığımın iskeleti gibi taşıyorum;
çözüldüğü an dağılacak bu benlik, silindiği an yok olacak bu hafıza.
Sen ne benden ayrı bir cezasın ne de bana vaat edilmiş bir lütuf;
sen sadece bendeki o en derin, o en suskun ve en kaçınılmaz sessizliksin.

Rasimin Gönül Dili
Kayıt Tarihi : 25.08.2026 16:06:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!