kara aygır sırtında mert cengâver,
fırtınayla sırt sırta vuruşuyor.
yıldırım çakan gökyüzlü başyâver,
gurbet çalan toprağa, kan döküyor!
23.09.2022/19.40
yağmurun sözü katredir,
boynuna takılmayınca..
mertliğin özü vicdandır,
gerdanını sıkmayınca..
özrün bir affı var elbet,
özrü dileyen olursa !
vehimi, yoktur senden büyük çaşıt.
hem Yavuz, hem Süleyman, hem de karşıt.
yola çıkan ulağa, dağ taş taşıt.
bir zamanlar genç, bir zamanlar yaşıt !
Roma, Tebriz, muhtaç sana payitaht.
görünürde en fakir, en sefil fert.
gelmez bize kibir, keder, nebze dert.
sert çıksa hiddeti, çıksa ki çok sert.
ya doğmamış sekin, ya korkmuş mekin!
vekil kılmış Fâtır, sâni oğlu mert.
şeklen murtazâ, zımnen redif.
sırra mahal yok, hüsnü zarif.
postta tedviren, mülki arif.
velev ki, sultan sensin herif!
veda etmeye, olgun kısmet.
şehrin sokaklarında sözü geçen deliler delisi
dumana tozu, tozu göze çarpan ey deli rüzgar!
hele dirense de görsek, hele bir niyetlense de
‘ben burdayım bre’ diye böbürlene böbürlene
dalımda yeşil-sarı, kökümde toprağın kokusu
belime saplanmış hain oğlu hainin el sancısı!
özgürüm, ama öyle böyle değil :
kurdun başını çektiği zahmetin,
sıra sıra dağları aşması kadar !
özgürüm, ardımda silik izlerim,
takibi mümkün değil rahmetin !
pusularda yağan karlara inat,
yeni sabahların güne kavuşmalarında,
karanlık geceden üryan kalır, devrimlerle.
kimi semadan düşen mermilere sevinir,
kimi toprağa gömdüğü mayınla övünür!
bin ateş, binlerce şarapnel parçası yağdı,
gecenin bir vakti ıssız ve karanlık odada
vatan, en az senin kadar dardadır darda..
en az senin kadar çevresi kuşatılmış
göz açtırmak yok alçak kahpe düşmana..
saatlerdir hüzün şarkıları yer etmiş kulaklarımda
hüzün şarkıları, yılan gibi sokulmuş koynuma
sabah ezanından uzanır göklere eller
dua dua ardına kadar açılır kapılar
birinde bir avuç su, birinde kuru ekmek
Ya Rabbi ! Rızkı veren Sen’sin, vesilesi de Sen !
İmanı veren Sen’sin, itikadını da lutfeyle !




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!