Çürümüş leş kokusu, bastırılmak isteniyor tütsüyle.
Sararmış ten dokusu, kapanıyor beyaz bir örtüyle!
Diken diken tüylerim, ağıtsız kalan dilinde
Ağırlığı çökmüş toprağın, kazma kürek sesleriyle!
Zarar veremez artık gönlüme, senin kem bakışlı gözlerin
Sokakta yaşıyorum, çadır kurmuşum çayıra.
Sen ister çadır de, istersen de baraka!
Sahibi yok bu mülkün, kimseye ödemiyorum kira.
Yol geçen aşıklara da, bir bardak su bedava!
Dert etmiyorum ben, gelmiyor elektrik faturası.
ak düşmüş sakallarından
süzülüp damlayan su damlası donmadan,
bana uzun ömrün muştusunu,
sana zahmet veren yılların boşluğunu,
puştlara acımadan zehir saçan
mavzer gibi tarayan coşkusunu anlatırken,
üstünden
yılların geçtiği,
otlar bürünmüş
dar patika.
millerin bıraktığı
yoz izlerde,
tutulması çok zor, anlamsız ve güçsüz sözler
boyundan epeyce uzamış karanlık gölgeler
sevinmeyi kandırmış, üzülmeye hınçla boğduran
tokat kadar acıtan ahlaksız, vicdansız hülyalar !
hani bir kapı tıklatılmasında meraklanınca
çam kokusu sinmiş amansız patikalarda
canım sensiz, dilim sessiz yürüyorum..
üstüme dökülen yıldız yıldız gökyüzünde
asabi siyahlar giyiyorum, mevsim sensiz..
küle dönmüş şimdilerden, denmiyor sonra!
şiirhâne kapısında, kötü yola düşenler var..
derviş bir bak, derviş uzan da bir bakıver, hû!
çamlıcanın çayına, kanlıcanın yoğurduna
beykozun kasrına, sultanın otağına
emirganın erguvanına kananlar,
sevdanın düşü
yere düşmüş kırık
cam parçalarında saklı
ve kesik kalpden
damlamış
kan izleriyle,
halkalandı gözlerimde su damlası
çöktü, damladı nefsime..
torbalandı, sensiz söken şafaklarda;
avuçlarımdan dualarla aktı secdeme !
ey gönül ! ey virâne gönül,
ey nefsin feryâdına, fîgân gönül !
iplerinden tutmuşlar çan kulelerinin
bed sesli kambur zangoçları !
şarap yerine, kan koymuşlar kasenin içine;
kalleşçe yudumluyorlar elinde kalem tutanlar !
seni yazıyorlar, seni okuyorlar kapaklar arasında.
başlangıçta sen, sonunda sen, incinen sen !




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!