zorba ızdırabının eseridir gözyaşların bilirim
bilirim ki; döken o gözlerin de haindir, hain !
merhametin mahcubiyete borcu varken
masûmane düşünürken bile endişeyle bak,
çevreni endişeyle izle ki, izleri görebilesin:
ergen şarkıları kulaklarımda çınlıyorken,
acılı birkaç name takıldı, canım sıkıldı!
komşunun ısrarları kafama takılıyorken,
bıçkın cengaver taşı fırlattı, camın kırıldı!
etme karşıyakalı! zeytinler hoş kokuyorken,
üç sahtekâr zenne söze girdi, dünyan yıkıldı!
karanlıkları aydınlatan
gözlerinin ışıltısı mıydı?
yoksa, yoksa yalınayak kurulan
eşsiz hayalin mi?
dibi görünmeyen kör kuyuya bakar gibi
derken başı öne eğildi kederli, kederli..
bir müddet çevreyi kolaçan ettikten sonra
ilk gördüğü taşın üzerine oturdu söylenerek..
soğuk havanın yüzüne üşüşmesine kızdı!
titrek elleriyle saçını iki yana çekiştirdi cansız
cidden bıkkın bir hırsla koparıp atmak,
ayıp örtmek istercesine ziver.
tabansız, alayda rütbesiz yaver.
o kadar yalandan çürümüş düver.
kullardan en çok, utanmazı sever!
çiler bulut tutunca, vicdan çiler.
bazen surdur, bazen sır; ama hep vakurdur, vakur !
uzaktan bakıldığında dost gibi görünüyordur aslında..
bakınca öyle görünse de, toprağa ayak basmamıştır henüz!
galiba umduğu, beklediği zafer ayaklarına serilmemiştir..
özetle, hangisinin zehirleyeceğinden emin olamadığı
sen, saraydan bakarken.
sümbül sensiz kokarken.
sümbülü de sevdim ben !
gülmedim, gülemedim.
sen, kocaman sevdayken.
yanık kokulu fırtınanın şafaklarında,
yanık tenim gurbette, gurbet hapiste..
zamansız gecelerin sürgün dumanlarında,
uçuyor sancılarım üfül üfül..
ayazda çığıran çocuk sesleri,
avazda çağlayan dereler, ıhlamur kokusu..
güzel başlayan sabahın ötesinde,
hemen berisinde, gecesinden acıdı !
yığın yığın korkuların gölgesinde,
yürekten acımıştı, titreye titreye...
yıllardan doksaniki,
herşey yalandı
gün ağarıncaya kadar;
ta ki uzun bacaklı kuşların,
akar suda soysuzca avlanmasına kadar sürecek kocaman bir yalan..
dedi oyun kuran!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!