bir ağaç gölgesi,
altında şakıyor gönüller.
kenetlenmiş vücutlarda,
birbirine akıyor ümitler!
cemre düşmüş toprağa,
bir zafer nasip eyle
nâlan kuluna
sefer var ya Râb!
günahkâr ruhuma
sulhu yok bu savaşın
toplanmış bir araya birkaç tane yavşak
ne küfür kalmış ne de bellerinde bulunuyor kuşak
çekiştirip duruyorlar hayasız sözler ile
kemiği kalmamış dillerinde hepsi de birer uşak
Bazen kulaklarım çınlıyor!
O anda;
senden başkası gelmiyor
aklıma!
Birden gözlerim dalıyor,
çok uzaklara!
Ki; Derya’nın kaptanıdır,
O’na aşk budur.
Siya ile sandal
Çarparsa iskeleye,
yoktur onun için
bir başka dumur.
Çürümüş leş kokusu, bastırılmak isteniyor tütsüyle.
Sararmış ten dokusu, kapanıyor beyaz bir örtüyle!
Diken diken tüylerim, ağıtsız kalan dilinde
Ağırlığı çökmüş toprağın, kazma kürek sesleriyle!
Zarar veremez artık gönlüme, senin kem bakışlı gözlerin
çam kokusu sinmiş amansız patikalarda
canım sensiz, dilim sessiz yürüyorum..
üstüme dökülen yıldız yıldız gökyüzünde
asabi siyahlar giyiyorum, mevsim sensiz..
küle dönmüş şimdilerden, denmiyor sonra!
Sokakta yaşıyorum, çadır kurmuşum çayıra.
Sen ister çadır de, istersen de baraka!
Sahibi yok bu mülkün, kimseye ödemiyorum kira.
Yol geçen aşıklara da, bir bardak su bedava!
Dert etmiyorum ben, gelmiyor elektrik faturası.
ak düşmüş sakallarından
süzülüp damlayan su damlası donmadan,
bana uzun ömrün muştusunu,
sana zahmet veren yılların boşluğunu,
puştlara acımadan zehir saçan
mavzer gibi tarayan coşkusunu anlatırken,
çocuk oldum ben;
koştum, koştum, koştum
düştüm...
büyüdüm sonra
koştum, koştum, koştum
yine düştüm!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!