bir ağaç gölgesi,
altında şakıyor gönüller.
kenetlenmiş vücutlarda,
birbirine akıyor ümitler!
cemre düşmüş toprağa,
Sırtında çalı demeti taşınıyor, heybesi dolgun.
At üstüne binmiş gidiyor, fodul bir odun!
Ne feci tablodur yaşanan, toplum için acı bir durum
Sarılmış yüküne yürüyor, zahmeti yüzünde bir kadın!
Rasyonel çizgilerle hazır, kotarılmış bu nizamname
toplanmış bir araya birkaç tane yavşak
ne küfür kalmış ne de bellerinde bulunuyor kuşak
çekiştirip duruyorlar hayasız sözler ile
kemiği kalmamış dillerinde hepsi de birer uşak
Ki; Derya’nın kaptanıdır,
O’na aşk budur.
Siya ile sandal
Çarparsa iskeleye,
yoktur onun için
bir başka dumur.
Bazen kulaklarım çınlıyor!
O anda;
senden başkası gelmiyor
aklıma!
Birden gözlerim dalıyor,
çok uzaklara!
çocuk oldum ben;
koştum, koştum, koştum
düştüm...
büyüdüm sonra
koştum, koştum, koştum
yine düştüm!
çok ukalaydı ama
bir o kadar da saygın !
çirkef, bir özgüvenle düşenleri
düştüğü yerden topluyor sanki !
çok alışılmışım, sıradanmıyım derken
hadi canım sen de diyor..
buruk bir güne uyandığımda,
seni yanımda görmek istersem.
canımın içi çok yandığında,
seni dünyada hâydan dilersem.
ne, nedendir bilinmez ki.
sorma
parça parça dökülüyorum bu aralar
öldüğümü zannediyorum sıklıkla
yeşil rüyaların istilasına uğradım
sevgisizliğime ağlıyorum, kızıyorum
cami duvarları eşsiz mekanım
bu devlet ki açık kapısı,
kıymetini bilenler, bilir.
sevmenin yoktur bir aşısı
sevmesini sevenler, bilir.
dert etmezsen olmaz sancısı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!