üstünden
yılların geçtiği,
otlar bürünmüş
dar patika.
millerin bıraktığı
yoz izlerde,
tutulması çok zor, anlamsız ve güçsüz sözler
boyundan epeyce uzamış karanlık gölgeler
sevinmeyi kandırmış, üzülmeye hınçla boğduran
tokat kadar acıtan ahlaksız, vicdansız hülyalar !
hani bir kapı tıklatılmasında meraklanınca
bir dem cansız emevi saltanatının
batıni sırrına, merakına yenilmesi gibi..
önüm sıra, diyar diyar koşasım,
endülüsü yeniden kurasım var!
abbasi halifelerine nazire olsun diye
bağdat'da hüküm süresim gelir içimden..
çevgen, zil ve nakkare
kös, kös kurulur tahta
zafer, ya nasip merde
vur mehteran, vur zırha
atlar kuşandı eğer
cennet 'ben'im için, cehennem de
ahiret hayatında tek başımayım.
toprak 'ben'den, bedenim topraktan
kabir karanlığında tek başımayım.
günahlar 'ben'im, sevaplar herkesin
mahşeri kalabalıkta tek başımayım.
adından da belliydi, taşların cilalandığı asırdan
hatta öyle ya kadı Burhanettinin cürümünden!
kendini, ancak Hitit kralı sanırsın sanırsın da,
bir sultanın rüyasında yıkılıverirsin zelzeleyle!
derlerdi o yerde, zamanında iki rüya kurarmış
ulema insanlardan ukela mı ukela bir insan;
kalbimin acısına uyandı yorgun zihnim.
ufak sancılara tepkilendi cani, alenen!
medet dilemek anlamsız karışık eylem,
boyundan büyük yavşak olmuş, şeklen!
hürmet kabuğa da değil, ah bir bilsek!
araftadır güven
topukları sessizlik çizgisinde
gerisi, birkaç saniye ötede..
arasından perdeler geçmiş
tütsülenmiş değeriyle, sırat köprüsünde.
araftadır yalan
bazen surdur, bazen sır; ama hep vakurdur, vakur !
uzaktan bakıldığında dost gibi görünüyordur aslında..
bakınca öyle görünse de, toprağa ayak basmamıştır henüz!
galiba umduğu, beklediği zafer ayaklarına serilmemiştir..
özetle, hangisinin zehirleyeceğinden emin olamadığı
yağmurun sözü katredir,
boynuna takılmayınca..
mertliğin özü vicdandır,
gerdanını sıkmayınca..
özrün bir affı var elbet,
özrü dileyen olursa !




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!