Bak şu kadına...
Bak ve sus; yoklama lügatini, yetmez kelimelerin.
İyice süz onu; gözlerinle değil, gizli karanlığınla bak.
Aydınlık anlamaz böyle çöküşlerden.
Ruhunu gör diyorum sana; belki bir kapı aralanır:
Küf kokan, rutubetli, terk edilmiş...
Gönlünün harabesinde duran o eski döküntüye dokun; çekinme!
Pas tutmuş hatıralar bulaşsın ellerine.
Biraz acıtır belki, lâkin rüzgâr eser izi kalmaz avuçlarında.
Teninde biriken o kurşuni katman,
Her gece göğsünde kopan kıyametin külüdür.
Ne gürültülüdür o iç yıkımlar ve ne tuhaf; kimse işitmez!
Zamanın dişlerinde öğütülen bir sayıdır ömrü;
henüz otuz beşinde...
Fakat yorgunluğu otuz beşlik değil, yetmişlik sanki...
Ruhu, kadim bir sürgünün unutulmuş limanı...
Ne bir gemi yanaşır ne bir ses çağırır onu;
Beklemek bile terk etmiştir artık.
Sanki Tanrı, kâinatı yaratırken artan o devasa boşluğu,
Getirip kalbine yerleştirmiş.
Genişlemiş o hiçlik, derinleşmiş;
İçinde sahipsiz bir gök gibi büyümüş...
Sızmış dudaklarının kıyısına o uçsuz karanlık..
Gülüyor sanırsın, yanılırsın;
O, sadece bir hatıranın yankısı, sönmüş bir yıldızın gecikmiş parıltısı.
Gözlerine bakma uzun uzun;
bakarsan düşersin içine.
Bir şehrin enkazı karşılar seni:
Yıkılmış sokaklar, adı silinmiş tabelalar,
Kapıları açık ama kimsenin dönmediği evler...
Hepsi orada; iki damla karanlığın içinde saklı.
"Yaşa!" demişler ona; oysa bildiği yaşamak değil, yavaş yavaş eksilmek.
Dünyanın halatına tutunmaya çalışmış ya da öyle sanmış...
Zira bazı ruhlar o halatı ilmek eder boynuna...
Her gece biraz daha gizlenir içine;
Her sabah biraz daha eksik uyanır...
Artmaz hiçbir şey, çoğalmaz umut.
Ağlamaz mesela; gözyaşı bile terk etmiştir onu.
Kurumuş bir nehir gibi bakar hayata:
Akmadan, taşmadan... Sadece susarak.
Ve şimdi yürür o kadın, sanki kendi cenazesinde.
Bak diyorum sana, bu kez iyi bak!
Bazı insanlar yaşarken gömülür;
Devrilir ruhları bir düş çukuruna, üzerine toprak atan olmaz...
Bazı insanlar topraksız gömülür.
Bu kadın da onlardan biri:
Her an biraz daha silinen, her saniye biraz daha kaybolan...
Ve sonunda yokluğu bile hissedilmeyen, adı takvim yapraklarında kalan...
Unutulan, anılmayan, sanki hiç var olmayan...
Kayıt Tarihi : 30.03.2026 06:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!