Sevmek Böyledir İşte

Zeynep Deveci Öztürk
8

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Sevmek Böyledir İşte

Göz kapağıma kondurduğun buse ile başlıyor sabahlarım;
Gülüşün, içimde uyuyan binlerce çiçeği uyandırıyor.
Önce başımı döndüren kokun,
Sonra taze kahve kokusu sarıyor evimizi.

​Bak, bir resim yaptım bugün:
Asla yakmayı beceremediğin o kamp ateşi...
Yıldızlar mest ederken bizi,
Sırf ben üşümeyeyim diye uykusuz kalıp üzerimi örtüşlerin...
Karanlıktan korktuğumu bilip, sabaha kadar nöbet tutuşların.
Çadırın önünde, tam karşımda sen;
Soluksuz bir şeyler anlatırken lafının bölünmesinden nefret edişin,
Kim bilir ne hinlikler geçerken aklından, o muzurca sırıtışın...
Öyle tatlısın ki sevgilim,
Fırçam bile tebessüm etti seni çizerken.
Gözlerinin yeşili bulaştı resmime;
Burada nehirler senin bakışlarını taşıyor.
Ellerim, ellerine ta ezelden aşina gibi...
Ateşin ışığı yüzünü her aydınlattığında aklım başımdan gidiyor,
Gidiyor da uzun süre geri dönmüyor.

​Üşenmedim bir resim daha yaptım;
Bu kez arşınladığımız şehirleri boyadım
Tiyatrolarda pürdikkat kesilişin,
Yaz konserlerinde terlediğimi görüp,
Yüzüme ılık bir meltem gibi üfleyerek serinletişin...
Müzelerde Yunan heykellerine taş çıkaran taklitlerin!
Tarihi sokaklarda kayboluşumuz,
Kalelerde şehri savunma hayallerin ve tüm yemeklerime göz dikişin...
Doğanın kalbinde verdiğimiz o minik molalar,
Koylarda beni omuzlarına çıkarıp taklalar attırışın,
Ormanlarda odun toplarken kendini odun yerine koyuşun,
Şelalelerin serinliğinde çocuksu ürperişin,
Göllerin dinginliğinde dalıp gidişin...
Her şehirde bir izimiz, her durakta bir kahkahamız var.

​Hani o küçük balıkçı kasabası vardı ya, hatırladın mı?
Oradaki rengârenk tekneleri de boyadım bu resme.
Martıyı albatros sanışın...
Rüzgârda uçuşan saçlarımda dolaşan parmakların...
Teninde biriken deniz tuzu...
Gitarından dökülen notaların dalgalara karışan sesi;
En sevdiğimiz şarkıyı hınzırca çalışın...
Bir şarkının her kelimesi bizi anlatır mı?
Biz o notaların içinde, şehir şehir geziyoruz sevgilim.
Biliyoruz ki: "Sevmek böyledir işte..."

​Hay Allâh bu resmi nasıl unuturum?
Bu en ıslak, en romantik olanı:
Falezlerdeki o çocuk parkı.
Yağmur bardaktan boşanırcasına yağarken,
Kendimi arabadan atınca afallayıp kalmıştın hani...
Dayanamayıp nasıl da katıldın bana!
Sırılsıklam olurken bedenimiz,
Yoldan geçen amcanın kınayan bakışları altında, çamura batmış ayaklarımız...
Toprak kokusu eşliğinde, salıncakların arasında dans ediyoruz şimdi;
Belimden kavrayıp döndürüyorsun beni,
Dudakların dudaklarımda.
İşte o an nefesim kesiliyor;
Sadece kalp atışım kalıyor dünyada.

​Bu öyle bir aşk ki sevgilim;
Çalılıkları hışırdatan tosbağa bizi gözetliyor,
Deniz, saçlarındaki kumları temizleyişimi izlerken duruluyor;
Minik serçe etrafımızda fısıldaşıyor,
Sanki bizi dünyaya duyurmak değil, dünyadan saklamak istiyor.
Ve batı, güneşi usulca içine çekerken;
Gökyüzü, yanaklarım gibi kızarıyor,
Pembenin en utangaç haline bürünüyor.

​Şimdi duvarlarımız bu tablolarla dolu;
Nereye baksam "sen ve ben", nereye baksam bizden bir parça.
Burası artık eski bir salon değil, hayatımızın sergisi.
Her çerçeve bir anı, her renk bir his, her fırça darbesi bir yemin gibi...
Zorluklara rağmen solmadı bu renkler, hep daha da parladı.
Şu sarı papatya şahit, şu kara köpek şahit, ay şahit sevgilim;
Doğa bile hayran bizim aşkımıza.

​Paletimden çıkaramadığım o inatçı leke,
Fırçamın ucundaki eşsiz cevher gibisin.
Boyalı ellerim yüzünü okşadığında,
Yaramaz sesin kulağıma o bildik şarkıyı fısıldadığında;
Tam da o an tamamlanıyor bu resim.
Biz, aynı tablonun birbirine karışmış en güzel iki rengi...
Kopmak ne kelime sevgilim;
Biz, zamanın tuvaline kazınmış o silinmez şaheseriz.

Zeynep Deveci Öztürk
Kayıt Tarihi : 24.04.2026 23:12:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Sevgili eşime ithâfen yazılmıştır...

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!