Beni pek sevmezler, bilirim;
Zira dilimin namlusundan ateşlenen her söz,
Onların cilalı yalanlarını infaz eder.
Nezaket maskelerinin ardındaki o niyeti,
Daha gölgeleri eşiğime düşmeden sezerim.
Bir ayna tutarım ruhlarına;
Yalnız Allah'a eğilen, yüce bir dağdır babam;
Bakışları gece karası...
Sesi gürdür; titretir insanı.
Cümleleri kısa ve keskin,
Daima dürüsttür, sorgulanamaz.
Masallar anlatmaz bize;
Henüz nefesim dünya havasına çarpmadan,
Bir "Hasret" ninnisi çalmaya başlamış
Anamla babamın gönül telinde.
Kanser, ablamın yedi yaşını
Kâğıt misali buruşturup atmış toprağa.
Bak şu kadına...
Bak ve sus; yoklama lügatini, yetmez kelimelerin.
İyice süz onu; gözlerinle değil, gizli karanlığınla bak.
Aydınlık anlamaz böyle çöküşlerden.
Ruhunu gör diyorum sana; belki bir kapı aralanır:
Küf kokan, rutubetli, terk edilmiş...
Göz kapağıma kondurduğun buse ile başlıyor sabahlarım;
Gülüşün, içimde uyuyan binlerce çiçeği uyandırıyor.
Önce başımı döndüren kokun,
Sonra taze kahve kokusu sarıyor evimizi.
Bak, bir resim yaptım bugün:
"Güzel kızım, kardelenim," der bana annem;
Haset bakışların nazarından kaçıp,
Kardelen olma isteği düşer rüyalarıma.
Nasıl olunur ki kardelen?
Kendime yetişememiş soluğum kesilirken,
Toprağın ciğerini dolduran nefes nasıl olunur?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!