Dağ Ayazı Şiiri - Zeynep Deveci Öztürk

Zeynep Deveci Öztürk
6

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Dağ Ayazı

Yalnız Allah'a eğilen, yüce bir dağdır babam;
Bakışları gece karası...
Sesi gürdür; titretir insanı.
Cümleleri kısa ve keskin,
Daima dürüsttür, sorgulanamaz.
Masallar anlatmaz bize;
Lâkin can alıcı cümleler dökülür ağzından:
"Cehenneme odun olacaksın!" der mesela...
Kızıyor mu, koruyor mu anlayamazsın.

​Gözyaşını bilmem ben babamın...
Taş değildir elbet ama hüznünü iyi gizler;
Acısını sadece Yaradan’a fısıldar.
Gözyaşını abdest suyuyla yıkayıp saklar;
Yüzündeki ıslaklığın hangisi ibadet, hangisi merhamet,
Hangisi içindeki dilsiz fırtına... Hiç çözemedim.

​Omuzlarını bilmem ben babamın...
Çocuklar babalarının omuzlarında dünyayı fetheder ya;
Ben o omuzlara hep aşağıdan baktım.
Oysa dallarına salıncaklar kurmak,
Şen kahkahalarla bulutlara kucak açmak isterdim.
Ben o ağacın gövdesine başımı yaslamayı değil,
Heybeti altında gölgelenmeyi öğrendim.

​Kucağını bilmem ben babamın...
Kollarının arasına hiç sokulamadım.
Sanki göğsü; girmesi yasak, kutsal bir toprak...
Kalp atışı, hiç işitmediğim bir ezgi.
Ben o kucakta ısınmayı değil;
Uzağında üşümeyi,
Üşüdükçe yokluğuyla örtünmeyi öğrendim.

​Kokusunu bilmem ben babamın...
Öyle ciğerlerime bayram ettirecek kadar çekmedim hiç içime;
Aynı çatı altında, öz babama gurbet büyüdüm.
Sadece bayram sabahları,
Gönlünün kapısı aralandığında,
Kocaman eline titreyerek uzanır;
Öper, alnıma koyarım.
İki eliyle kavrar yüzümü;
Eğilir, alnıma dudağının izini bırakır.
İşte o an...
Gözlerimi yumar, kokusunu içime çeker, nefesimi tutarım.
"Baba kokusu" nasıldır, tanımaya çalışırım.

​Dizlerini bilmem ben babamın...
Hiçbir yorgunluğumda başımı koyamadım.
Bir çocuğun dünyayı seyrettiği o en sakin kıyıya, ben hiç yanaşamadım.
Dizleri, başımı koyacağım bir yastık değil;
Huzuruna desturla varılan bir makamdır.
Varlığına dualar ettiğim lâkin yamacına hiç ilişemediğim...

​Yalnız ellerini iyi tanırım babamın;
Cefayı tırnaklarıyla kazıyan ellerini.
Şefkatle saçımı okşarken değil,
Yüzüme vurdukça tanıdım o elleri.
Canım yandıkça "Dur!" dedim içimden;
"Dur! Ne olur vurma... Canım acıyor, korkuyorum baba!"
Elinin değdiği yerdeki sızıyla öğrendim hayatı.

​Kimseye muhtaç etmedi de,
Bir tek kendi sevgisine aç bıraktı bizi.
Şimdi seccadenin başında, sessiz bir yakarışım:
"Rabbim," diyorum, "ona uzun, sağlıklı bir ömür ver; onu başımdan eksik etme."
Çünkü o yüce dağın gölgesi üzerimden çekilirse;
Babam beni sevmeden ölürse,
Gönlümdeki bu hasret dinmeden,
Bir kez olsun kucağını bana açmadan göçerse bu diyardan;
Bu ayaz hiç bitmez...
Ben bu kahrın ağırlığı altında ufalanır, ezilir, kaybolur giderim.

​Kokusunu bilmem ben babamın;
Sadece bayram sabahları o minicik andan çalarım.
Alnında babasının dudağının izini taşıyan,
Lâkin göğsünde o yeri dolmaz boşlukla
Gittiği her yerde babasının sevgisini arayan;
Varlığına doyamadan, yokluğuyla sınanmaktan korkan,
Babasının vuslatını 35 yıldır bekleyen,
Babası hayattayken yetim kalan çocuk, benim...

Zeynep Deveci Öztürk
Kayıt Tarihi : 14.04.2026 22:31:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!