"Güzel kızım, kardelenim," der bana annem;
Haset bakışların nazarından kaçıp,
Kardelen olma isteği düşer rüyalarıma.
Nasıl olunur ki kardelen?
Kendime yetişememiş soluğum kesilirken,
Toprağın ciğerini dolduran nefes nasıl olunur?
Bir yığın insan artığı zihnimi kirletiyorken,
Tertemiz çıkabilsem zeminin sinesinden...
Gecenin koynunda çatlasa yüreğim;
Dayasam başımı karın soğuk bağrına,
Beklemek illetinin yükünü atsam omuzlarımdan.
Buzun kırılan kaburgasından sızıp,
Nihayet ulaşsam yeryüzüne;
Zarif boynumla selamlasam göğü.
Ah kardelen...
Ulaşması güç zirvelerin masum kızı;
Sırtına geçirip yeşil hırkanı,
Kışın kalbine bağdaş kuran.
Kaçırıp gözlerini güneşin gözlerinden,
Geçici ışığının büyüsüne kapılmadan;
Âlemin cakasına yüz çevirip,
Karın ak suratını seyre dalan...
Nasıl olunur kardelen?
Muazzam bir kimsesizliğin ortasında,
Yalnız göğsündeki kora yaslanan...
Çağın zehrinden arındırıp ruhunu,
Tabiatın coşkusu içinde en mütevazı;
Eğildikçe başı arşa ulaşan.
Sen, sen ki ey kardelen,
Kibir diyarının alçak gönüllü kızı,
Annemin en güzel yakıştırması...
Bırak böbürlensin asrın mahlukatları;
Haysiyetisin sen kâinatın, bembeyaz alnına yazılı.
Sen, sen kâinatın haysiyetisin, bembeyaz alnına yazılı...
Kayıt Tarihi : 13.05.2026 21:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!