Korkuyorum, üstadım.
… Neyden korkuyorsun, evladım?
Hislerimi kaybetmekten korkuyorum, üstadım. Tutunduğum son dalımdı hislerim, şimdi ise hissizlik tatmaya başlıyorum. Hiç tavsiye etmem, çok acılı, üstadım.
Kimse terk etmemeli, aşkı yasaklamak lazım kirli kalplere edepsiz sevmeleri.
Temiz kalabilir miyiz, bilmiyorum; çabalamak lazım, aşka tutunmak lazım.
Dudakları öpmek yerine saç tellerinde beyazlamak lazım, başka tenleri hissetmek yerine tek bir tene müptela olmak lazım.
Mutluluğun rengi neydi, üstadım?
Mutluluğun rengi eşti. İlk atılan adımlardı mutluluğun rengi.
… Dünyanın bütün renklerini topla, tek bir renk olurdu o da aile olurdu, evladım.
Öyle bir duvardım ki sana,
deprem olsa milim oynamazdım.
Ciğerlerim ağrıdı koşmaktan;
sen dolması lazım.
Gün batımı ve sen…
Ne kadar da heveslisiniz kaybolmaya.
Var olmaktır aşk;
yok olmak korkakların işidir.
Bağırmak istiyorum insanlığa, üstadım;
haykırmak istiyorum ruhsuz bedenlere.
Nefretim keskinleşti,
bir bıçak gibi saplanacak onca duygusuza.
Yargılanır mıyım sence, üstadım?
Yürüyorum kaldırımda, ancak nereye gideceğimi bilemiyorum.
Belki de tüm yollar sana çıksın istiyorum.
Yürüyorum öylece, yalınayak.
Yalnız değilim; ayaklarıma takılıyor benden önce geçemeyenler.
Aldırış etmiyorum yaralarıma; her adımda dile geliyor ruhlar.
Belki de suçlu aramak yanlıştı,
aşk bazen savunmasız kalır.
Mesafeler büyümez aslında,
insan içinden çekildi mi
en yakın kalpler bile
yabancı olur.
Omuzlarımda ağırlık var, yalnızlık denen yaşantıyı taşımaya alışmış.
Bakışlarımda özlem uykusu var, kırpmaya dahi mecali kalmamış.
Kirpiklerimde gözyaşı var, her damlada bitap düşüyor, kırılıyor gözyaşımın seyrinde.
Rüzgarda savrulan bir yaprak gibiyim.
Dokunsalar toz olacağım, karışacağım toprağa.
Ve dokundular, Korunamadım.
Arda kalan kalıntılarımı ise sorma, tam bir enkazım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!