Çok mu yakın duruyorum ölüme?
Belki biraz daha yaklaşmam lazım dengemi kaybedebilmem için.
Çoktan düşmem gerekiyordu o boşluğa çünkü.
Neyi bekliyorum?
Gecenin omzuna bırakıyorum adını,
sesim bile ürküyor senden söz edince.
Ben alışırım küle dönmeye,
ateşle dost oldum zaten.
Sen üşüme diye,
ben yanmayı öğrendim.
Öğrenmek istiyorum seninle yaşam denen bulmacayı.
Düşe kalka öğrenmek istiyorum seninle güçlü kalmayı.
Öğret bana acıyı, tatlıyı, ekşiyi.
Öğret bana güzeli, çirkini.
Kadınım, olur musun?
İlk heyecanım, ilk gülüşüm, ilk gözyaşım, iç çekişim; kadınım, olur musun?
İlk denge kaybım, ilk dalgınlığım, ilk sesimin titremesi; kadınım, olur musun?
Oysa avuç içlerin kadar seviyordum seni, gülüşün kadardı dünyam, bakışların kadar derindi evrenim.
Nefesine ihtiyacım var, ciğerlerime dolman gerek.
Pes et.
Güçsüz düştün bu kaçışta.
Teslim olmalı artık; ellerin, gözlerin, dudakların birleşmeli benliğimle.
Kalbim sarhoş bugünlerde,
Kalbim bir kara parçası,
sessizliğinle ıssızlaştı.
Reva mı bu?
Oysa çiçek bahçesine dönüşürdü,
bir tebessüm etseydin.
Ruhum titriyor yokluğunun ayazında.
İlk defa maruz bıraktın beni böyle denli bir acıyla, farkında mısın, bilemiyorum.
Ya da umrun da mı?
Kemiklerim sızlamaya başladı. Görebiliyor musun?
Yoksa görmek mi istemiyorsun?
Saat kaçı geçiyor bizsiz ?
Sancılanıyor ruhum zaman girdabında.
Ey suyum, can verenim, başlangıcım.
Çiçek yetişmiyor gönül bahçemizde.
Çürüyoruz, çürüyoruz; ışık ol bize.
Sessizlik, ne amansız bir yakarış! Değil mi?
Aslında birçok manaya gelir sessizlik. Bazen özgür olursun, bazen tutsak.
Denizin azgın hışırtısı gibidir sessizlik. Ne kadar da benziyor sensizliğe!
Sensizlik demek, sessizlik demekti oysaki.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!