Bir ismin düştü gecemin en derin yerine;
Ne yıldız örttü onu, ne de gece silebildi.
İçimde, sustukça büyüyen bir yankı oldun;
Sesim kesildi, nefesimi tuttum
Yürüdüğüm yolda gölgem sana benzedi.
Sevmek dedikleri buysa,
Ben onu ateşin suyu aradığı yerde öğrendim.
Yanmakla tükenmeyen,
Sönmekle bitmeyen bir hâl...
Yokluğun,
Bir kapısı kapanmış mabedin sessizliği.
İçeri giren yok,
Ama dualar hâlâ kubbede dolaşıyor.
Ey gönlümün erişemediği ,
Benden uzaklaştıkça
Kalbimin içine yürüdün.
Mesafeler seni eksiltmedi;
Beni bana dar etti.
Geceler bana ayna oldu.
Her baktığımda
Yüzüm değil, bekleyişim çoğaldı.
Anladım ki insan,
En çok sevdiğini kaybetmez;
Onu içinde taşımaya mahkûm olur.
Bir gün aynı rüzgâr
İkimizin yüzünü aynı anda okşarsa,
Ben sana "Nasılsın?" demem.
Çünkü ayrılık,
Sevginin dilini unutturmaz.
Ben yalnızca bakarım.
Çünkü bazı bakışlar,
Bütün ömürlerin tercümesidir.
Ve bilirim...
Ruh, gerçekten sevdiğini
Zamanın dışına yazar.
Takvimler eskir,
Şehirler değişir,
Yüzler solgunlaşır.
Fakat bir sevgi vardır ki,
Toprağa değil, kadere ekilir.
İşte ben,
Seni öyle sevdim.
Kaybetsem de eksilmeyen,
Sussam da dinmeyen,
Ölsem de içimde yürümeye devam eden
Bir hakikat gibi...
Kayıt Tarihi : 6.07.2026 09:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!