Vali Refik Arslan Öztürk’ün ardından
Bir valinin itibarı
kaç siyah makam arabası eder,
kaç koruma,
kaç siren,
kaç kırmızı halı?
Bilmiyorum...
Ama bir minibüsün içinde
ayakta yolculuk eden bir adam gördüm,
kimliğinde devlet yazıyordu;
“Bilecik Valisi.”
Devlet büyüdü o gün
bir kimlik kartının içinde,
makam küçülmedi;
insan büyüdü.
Polisler şaşırdı,
“Sayın valim, sizi biz götürelim,” dediler.
O ise
bir valiye yakışan en büyük cümleyi söyledi:
“Teşekkür ederim...
Tatildeyken devletin aracına binmem.”
İşte bazı insanlar
makam koltuğuna oturmaz,
makam onların omuzlarında yürür.
Sabahları
Bilecik’te, Erzincan’da, Manisa’da
makamına yürüyerek giden
bir vali düşünün...
Ankara’ya
valiler toplantısına
kendi biletini alıp
otobüsle giden...
Devletin kapısını
kendi cebinin anahtarıyla açan,
milletin parasına
kendi parasıymış gibi
titreyen bir adam...
Şimdi soruyorum
“İtibardan tasarruf olmaz”
diyenlere:
İtibar nedir?
Bir makam aracının camı mı,
yoksa o camın arkasına saklanmadan
halkın arasına karışmak mı?
İtibar;
uçakların en ön koltuğu mu,
yoksa otobüste
yanındaki yolcuyla
aynı havayı solumak mı?
İtibar;
saray gibi odalar mı,
yoksa sabahın serinliğinde
makamına yürüyen
bir valinin ayak sesleri mi?
Refik Arslan Öztürk...
Sen şimdi yoksun.
Ama bazı insanlar ölmez;
arkalarında bıraktıkları
bir davranış biçimi
sessizce yaşamaya devam eder.
Bir minibüsün koltuğunda,
bir otobüs biletinde,
yürüyen bir çift ayakta,
devletin parasına uzanmayan
bir elde kalır insan.
Ve ben bugün
senin hikâyeni yazarken
bir valiyi değil,
devletin vicdanını anlatıyorum.
Çünkü makamlar eskir,
koltuklar değişir,
arabalar yenilenir,
plakalar sökülür...
Ama insanın
kendisine biçtiği değer
ölmez.
Sen bize şunu bıraktın:
Devlet büyüklüğü
makamın yüksekliği değildir.
İnsanın kendini
milletin üstünde görmemesidir.
Şimdi bir minibüs geçiyor
İzmir’den Çeşme’ye doğru...
Belki kimse bilmiyor
içindeki yolcunun kim olduğunu.
Belki kimse
o günün valisini tanımıyor.
Ama gökyüzü biliyor.
Yol biliyor.
Minibüsün tekerleri biliyor.
Ve yıllar sonra
bir şairin kalemi biliyor:
İtibar,
devletin arabasına binmek değil;
devletin emanetine
binlerce insanın hakkı gibi
dokunmadan yürüyebilmektir.
Sen yürüdün...
Şimdi biz
senin ardından
biraz daha mahcup,
biraz daha suskun,
biraz daha insan
bakıyoruz dünyaya.
Mekânın ışık olsun
Refik Arslan Öztürk.
Senin makamın
artık gökyüzünün ötesinde.
Ama eminim,
orada da
bir makam arabası istemeyecek,
kendi adınla kesilmiş
bir bilet alacak
ve sessizce
yürüyeceksin...
Çünkü bazı insanlar
öldükten sonra bile
itibardan değil,
israftan tasarruf eder.
Kayıt Tarihi : 20.08.2026 14:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!