Belki de bilimin yanıtlayamadığı tek şeydir,
bir duygunun kaç ışık yılı sürdüğü.
Çünkü aşkın cetveli yoktur,
sevdanın terazisi,
özlemin kilometresi yok.
Bir bakış düşer gözlerinden gözlerime,
bir ömür sürer yankısı.
Bir “merhaba” kalır gecenin ortasında,
yıllarca konuşur içimizde.
Bilim ölçer nabzımızı,
beynimizde dolaşan kimyasalları,
ama kim ölçebilir
bir insanın ötekine bıraktığı sızıyı?
Senin sevgin
uzak bir yıldız değil yalnızca,
karanlığın içinde yönünü bulduğum
inatçı bir ışık.
Dünya dönüyor,
şehirler büyüyor,
ekranlar çoğalıyor,
insanlar birbirine
bir mesaj kadar yakın,
bir suskunluk kadar uzak.
Ve aşk,
bunca gürültünün içinde
hâlâ insanın insana
“yanındayım” diyebilmesidir.
Siyaset meydanlarında
binlerce söz havaya savruluyor bugün;
makamlar değişiyor,
koltuklar eskimiyor,
ekranlarda memleket
rakamlarla anlatılıyor.
Oysa ben biliyorum,
bir ülkenin gerçek ölçüsü
insanın ekmeğini bölüşürken
gülümseyebilmesidir.
Bir annenin çocuğuna
“yarın daha güzel olacak”
diyebilmesidir.
Çünkü sevgi yalnız iki insan arasında değil,
bir halkın birbirine uzattığı elde de büyür.
Aşk biraz da budur:
kendinden vazgeçmeden
başkasının yarasına eğilmek,
karanlığa rağmen
bir ışığı savunmak.
Senin gözlerinde gördüğüm o renk
baharın bildiği renklerden değil.
Ne yeşil yalnız,
ne kırmızı,
ne gökyüzünün mavisi...
Biraz sevda,
biraz memleket,
biraz isyan,
biraz umut.
Ve ben hâlâ soruyorum bilime:
Söyle bana,
bir insanın kalbinden başka bir kalbe giden yol
kaç ışık yılıdır?
Bir ömrün yetmediği yerde
hangi ölçü birimi kullanılır?
Belki de aşk,
evrenin henüz keşfedilmemiş
en uzun mesafesidir.
Ve belki insan,
o mesafeyi yürürken
hem kendisini,
hem sevdiğini,
hem de dünyayı değiştirir.
Çünkü bazı duyguların
varacağı bir yer yoktur;
onlar yürüdükçe
ufuk büyür.
Kayıt Tarihi : 17.08.2026 17:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!